İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 112 / 218
112

Hattâ rüesâ-yı Kureyş’ten, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın eliyle Gazve-i Bedir’de öldürülen Übeyy İbn-i Halef, mağaraya bakmış. Arkadaşları demişler: “Mağaraya girelim.”

O demiş: “Nasıl girelim? Burada bir ağ görüyorum ki, Muhammed (A.S.M.) tevellüd etmeden bu ağ yapılmış gibidir.” Birden bu âyet-i kerîmenin iki harfinde yani لَوْ harflerinde bir mu'cize gördüm ki, benim vehmim yerine yüksek bir lem'a-i i'câz bildim. Şöyle ki:

Sûre-i Ankebût Mekke’de nâzil olduğu için Kureyş’in îmâna gelmeyen reisleri Peygamber (A.S.M.)’a sû-i kasd edeceklerini ve o sû-i kasdın içinde en zaîf ve en küçük bir hayvan olan bir örümcek o reislerin o şiddetli hücumlarına karşı mukàbele edip galebe edecek. Yani örümceğin hânesi olan ağ en zaîf bir perde iken o kuvvetli reisleri mağlûb edeceğini göstermekle âyet diyor ki: “En zaîf bir hayvana mağlûb olacaklarını farazâ bilseydiler, bu cinayete ve bu sû-i kasda teşebbüs etmeyeceklerdi.”

İşte ﴾ اَلْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ ﴿ âyetinde bir kelime ile bir mu'cize-i tarihiye gösterildiği gibi (Hâşiye) [^5] Mekke’de nâzil olan bu sûrenin de, bu ﴾ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ﴿ âyetinde görülen remz ile Gâr-ı Hirâ hâdisesinde hàrika bir Hıfz-ı İlâhiye ve ihbar-ı gaybî nev'iden bir Mu'cize-i Nebeviyeye işâret ile bir lem'a-yı i'câz gösterip o sûreye, “Ankebût” nâmı vermek ve onun ehemmiyetsiz ağına ehemmiyet vermek tam yerinde olup bu âyete gelen şübhe ve evhâmları esâsıyla reddettiğini gördüm. Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükrettim ki, Kur'ânın sûrelerinde ve âyetlerinde hattâ cümlelerinde ve kelimelerinde de i'câz lem'aları olduğu gibi, harflerinde de vardır bildim.

[^5]:(Hâşiye) Mu'cizât-ı Kur'âniyede ﴾ اَلْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ ﴿ âyetiyle gark olan Fir'avun'a der: "Bugün gark olan cesedine necât vereceğim." demesiyle umum Fir'avunların tenâsüh fikrine binâen cenazelerini mumyalamak ile mâziden alıp müstakbeldeki ensâl-i âtînin temâşâgâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nümâ bir düstur-u hayatiyelerini ifâde etmekle beraber şu asr-ı âhirde o gark olan Fir'avun'ın aynı cesedi olarak keşfolunan bir beden o mahall-i gark denizinden sâhile atıldığı gibi zamanın denizinden asırların mevcelerinin üstünde şu asır sâhiline atılacağı mu'cizâne bir işâret-i gaybiye ifâde eder. (Hâşiyenin hâşiyesi). (Hâşiyenin hâşiyesi): Bu asırda ecnebîler aynı Fir'avun'ın cesedini bulmuşlar. Müzehânelerine götürdükleri ceridelerle neşredilmiştir.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Hasta Kardeşiniz

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.