İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 10 / 218
10

İkincisi: Gerçi hàs kardeşlerim herbirisi mükemmel bir Said hükmünde Nura sâhibdirler. Fakat ihlâstan sonra en büyük kuvvetimiz tesânüdde bulunduğundan ve meşreblerin ihtilâfıyla, hapiste olduğu gibi, bir derece tesânüd kuvveti sarsılmasıyla, Hizmet-i Nuriyeye büyük bir zarar gelmesi ihtimaline binâen; bu bîçâre ihtiyar hasta hayatım, tâ Lem'alar, Sözler Mecmuası da çıkıncaya kadar ve korkaklık ve kıskançlık damarıyla hocaları Nurlardan ürkütmek belâsı def'oluncaya kadar ve tesânüd tam muhkemleşinceye kadar, o hayatımı muhâfazaya bir mecburiyet hissediyorum.

Çünkü uzun imtihanlarda mahkemeler, düşmanlarım; benim gizli ve mevcûd kusurlarımı göremediklerinden, hıfz-ı İlâhî ile bütün bütün beni çürütemediklerinden, Risale-i Nura galebe edemiyorlar. Fakat hayat-ı ictimâiyede çok tecrübelerle mâhiyeti bilinmeyen, benim vârislerim genç Saidlerin bir kısmını, Nurun zararına iftiralarla çürütebilirler diye o telâştan bu ehemmiyetsiz hayatımı ehemmiyetle muhâfazaya çalışıyorum; hattâ yanımda bir rovelver varken, ikinci bir kuvvetli rovelver daha tedârik etmeye lüzum gördüm. Düşmanların zehirleri kardeşlerimin duâsıyla kırıldıkları gibi, sâir sû-i kasdları dahi inşâallâh akîm kalacaktır.

Ezcümle: İki saat Kamer tamamıyla tutulduğu aynı gecede, gizli düşmanlarım Ankara’dan bizden Nur mecmuaları istemeleri üzerine buraya gelen iki adam, birden otuzaltı mecmua gönderdiğimizin aynı ikinci gününde tahminlerince daha gönderilmemiş diye hem o kitaplar nerede olduğunu bilmek ve Afyon’daki resmî ve makam sâhibi bir-iki masona haber vermek ve taharrî ettirmek ve kilitli olan iki odamda yemek ve içmek kaplarıma zehir atmak için, fevkalâde bir tarzda dama çıkmışlar ve iki odanın herbirinin bir penceresini kırmadan acîb bir tarzda açıp içeriye girmişler. Benim yattığım oda ise arkasından sürgülü olmasından bana sû-i kasd edememişler. Hıfz-ı İlâhî ve inâyet-i Rabbâniye onların eline bir uç vermedi. Ben daha lüzumlu şeyler yazacaktım. Fakat rahatsızlık “Yeter!” dedi. Her vakit ihtiyat, ihlâs, tesânüd, sebat, sarsılmamak ve vazifemizi yapmak ve vazife-i İlâhiyeye karışmamak سِرًّا تَنَوَّرَتْ düsturuna göre hareket etmek ve telâş ve me'yûs olmamak lâzım ve elzemdir. Hem tekrar derim: Nur şâkirdleri gibi pek az zahmetle pek çok kıymetdâr hizmet ve pek çok manevî kazanç elde edenler tarihlerde görülmüyor. Ağır şerâit altında bazen bir saat nöbet bir sene ibâdet hükmüne geçtiği misillû, inşâallâh Nurcuların hizmet-i îmâniye ve Kur'âniyedeki saatleri yüzer saat hükmünde hayırlar kazandırır.

Umum kardeşlere ve hemşirelere selâm

ve iki cihanda selâmetlerine duâ eden ve

duâlarını isteyen kardeşiniz

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.