İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 62 / 188
62

bir mahlûktur ki, kıyâmete, böyle nev'-i beşerin herc ü mercine sebeb olacaktır.. bazı ve bazı ve bazı dediklerini dediler... Nokta-i kat'iyye ve cihet-i ittifakî budur: Ye'cüc ve me'cüc, ehl-i gâret ve fesâd ve ehl-i hadâret ve medeniyete, ecel-i kazâ hükmünde iki tâife-i mahlûkullâhtır.

Amma harâbiyet-i sed: Bazı, kıyâmette.. ve bazı, kıyâmete yakın.. ve bazı, emâresi olmak şartıyla uzaktır.. ve bazı, harâb olmuştur, fakat dekk olmamış... “Kìle”ler çok. Her hâlde nokta-i ittifak: Seddin inhidamı, yerin sakalına bir beyaz düşmek ve oğlu olan nev'-i beşer de ihtiyar olmasına bir alâmettir.

Eğer bu müzâkerâtı muvâzene ve muhâkeme etmişsen câizdir, tecviz edesin: Sedd-i Kur'ân, sedd-i Çin’dir ki; çok fersahlar ile uzun ve acâib-i seb'a-i meşhûreden bir “müeyyed-min-indillâh”ın irşadıyla bina olunmuş, o zamanın ehl-i medeniyeti, ehl-i bedeviyetin şerlerinden te'min eylemiştir. Evet, o vahşîlerden Hun Kabilesi Avrupa’yı herc ü merc ettiği gibi, onlardan Moğol Tâifesi de Asya’yı zîr ü zeber eylemiştir. Sonra, seddin harâbiyeti kıyâmete alâmet olur. Bâhusus dekk, ondan başkadır. Peygamber: “Eşrât-ı saattenim. Ben ve kıyâmet bu iki parmak gibiyiz.” dese, neden istiğrab olunsun ki, harâbiyet-i sed, zaman-ı saâdetten sonra alâmet-i kıyâmet olsun..

Hem de seddin inhidamı, ömr-ü arza nisbeten yerin yüzünde ihtiyarlıktan bir buruşukluktur. Belki, tamam-ı nehâra nisbeten, vakt-i isfirâr gibidir. Eğerçi, binler sene de fâsıl olsa...

Kezâlik, Ye'cüc ve Me'cüc’ün ihtilâlleri, nev'-i beşerin şeyhû­hatından gelme bir hummâ ve sıtması hükmündedir. Bundan sonra Onikinci Mukaddime’nin fâtihasında bir te'vil-i âhar sana feth-i bâb eder. Şöyle: Kur'ân hısas için kasası zikrettiği gibi, ukad-ı hayatiye hükmünde ve makàsıd-ı Kur'âniye’den bir maksadına münâsib noktaları intihâb ve rabt-ı maksada ittisal ettiriyor. Eğerçi hàriçte ve husûlde birbirinin nârı veya nuru birbiriyle görünmediği hâlde, zihninde ve üslûbda teânuk ve musâhabet edebilirler. Hîna ki, kıssa hisse içindir, sana ne lâzım teşrîhâtı... Nasıl olursa olsun, sana taalluk edemez. Kendi hisseni al, git.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.