etme yolları olan teşbih, mecâz ve kinâyeden bahseder.
Fenn-i Maânî: İlm-i Belâğatın üç bölümünden birinci bölümüdür. Lafzın, muktezâ-yı hâle uygun olup olmadığı bu ilmin düstur ve kaideleriyle bilinir.
Fenn-i Menâfiü'l-A'zâ: Canlılardaki bütün uzuvların ayrı ayrı fâidelerinden bahseden, bugün tıbda tam karşılığı olmayan bir ilim.
Fenn-i Tabakàtü'l-Arz: Jeoloji ilmi.
Ferîd: Eşi, benzeri az bulunan, yektâ.
Ferişte: Melek.
Feth-i Bâb: Kapı açmak.
Fevatih: (Fâtiha’nın C.) Başlangıçlar, evveller.
Feyâ li'l-aceb: Hayret ve taaccüb ifâdesi için kullanılır.
Fırfıra: Topaç.
Fidda: Gümüş.
Filcümle: Kısmen.
Fuhûl-i Ulemâ: Büyük âlimlerin ileri gelenleri.
Fustât: Kıldan yapılan büyük çadır.
Fülüs: (Füls’ün C.) Bakır paralar.
G
— G —
Gâr: Mağara. Hicret esnâsında Hz. Peygamber (A.S.M.) ile Hz. Ebû Bekir’in (R.A.) sığındıkları meşhûr mağara.
Gârât: Yağma etmek, çapulculuk etmek.
Garsetmek: Ağaç fidanı dikmek.
Gavr-ı in'idâm: Yokluk çukurunun dibi.
Gavvâs: Dalgıç.
Gayr-ı Mebzûl: Çok kullanılmayan. Az bulunan şey.
Gayr-ı Mer'î: Görünür olmayan, görünmeyen.
Gerd: Baht, talih, fayda. Toz, toprak. Hüzün, keder, gam, tasa. Tarlayı sürmek.
Gışâvet: Körlük yapan perde.
Gıtâ: Örtü, perde.
Gubâr: Toz-toprak.
Gul-yabânî: İnsanı felâkete attığına inanılan muhayyel bir mahlûk. Umacı.
H
— H —
Hablü'l-metîn: Sağlam, kopmaz ip.
Hacz etmek: Mâni olmak. İki şeyin arasını ayırmak. Borcunu vermeyenin malına hukuken el koymak.
Had: Bkz: Muttala'.
Hadd-i Asğar: Mantıkta, bir hükmün veya neticenin mevzûu. (Küçük Kaziye). Meselâ: “Âlem, hâdistir. Çünkü: Mütegayyerdir.” cümlesinde “Âlem” hadd-i asğar; “Hâdis” hadd-i ekber; “Mütegayyer” hadd-i evsat olur.
Hadd-i ekber: Bir hükmün veya neticenin mahmûlü, yani sıfatı. “Büyük Kaziye.”
Hadd-i Evsat: İfrat ve tefritten âzade, istikametli yol. (Istılah mânâsı için Bkz: Hadd-i asğar)
Hadîd: Demir.
Hâib: Mahrum, bîbehre. Ümîdsiz, kederli.
Hakàik-ı Mücerrede: Bkz. Mücerredât-ı Sırfa.
Hâlet-i Cehennem-nümûn: Cehennem gibi çok azâb verici hâl.
Haltetmek: Karıştırmak.
Hâmid: Sönük.
Hanîn: Sızlanmak.
Harâret-i garîziyenin iltihabı zamanı: İnsanda şehevânî ve nefsânî hislerin galeyânda olduğu devre.
Harfiye: Kendi başına müstakillen bir mânâsı ve te'siri olmadığı hâlde, kendi cinsinden bir topluluğun içinde olduğu zaman ancak bir vazife gören şeylere denir.
Harice temessül: Zihnî olan kelâmın haricî âlemdeki kanunlara uygun şekilde tanzim edilişi.
Harîrî: (Kasım B. Ali) M. 1054-1122. Irak’ta doğdu. İnhitat (çöküş) devrinin edîblerindendir. “Makàmât” adlı eseriyle şöhret bulmuştur. Bediüzzaman-ı Hemedânî’nin Makame
