İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 113 / 188
113

dâfianın ictimâ'larının hortumu üzerindeki muhâliyetin damgasını kaldırabilsen...

Eğer nefsin bu muhâlâta ihtimal verse, seni insaniyet defterinden sildirecektir. Fakat câizdir ki; herbir şeyin esâsı zannettikleri olan cezb ve def' ve hareket, âdâtullâhın kanunlarına birer isim olsun. Fakat kanun, kaidelikten tabîiliğe ve zihnîlikten haricîliğe ve itibardan hakikate ve âletiyetten müessiriyete gelmemek şartıyla kabûl ederiz...

TENBİH:

﴿ فَارْجِـعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرَى مِنْ فُطُورٍ ﴾

“Nazarını âleme gezdir. Hangi yerinde noksaniyeti görebilirsin?” Kellâ... Gören, görmez; meğer kör ola veya kasr-ı nazar illetiyle mübtelâ ola. İstersen Kur'ân’a müracaat et. Delil-i inâyeti, vücûh-u mümkinenin en ekmel vechiyle bulacaksın. Zîra Kur'ân, kâinâtta tefekküre emir verdiği gibi, fevâidi tezkâr ve ni'metleri ta'dâd eder. İşte o âyât, şu bürhân-ı inâyete mezâhirdir. İcmâli budur, tut!.. Tafsîli ise; eğer meşîet-i İlâhiye taalluk ederse, âyât-ı âfâkiye ve enfüsiyeyi tefsir tarîkinde, semâ ve beşer ve arzın ilimlerine ma'kud olan kütüb-ü selâsede tefsir edilecektir. O vakit şu bürhân, tamam-ı sûretiyle sana görünecektir.

#### İkinci Delil-i Kur'âni: “Delil-i ihtirâ”

İKİNCİ DELİL-İ KUR'ÂNÎ: “Delil-i ihtirâ'” dır. Bunun hülâsası: Mahlûkatın her nev'ine, her ferdine ve o nev'e ve o ferde müretteb olan âsâr-ı mahsûsasını müntic ve isti'dâd-ı kemâline münâsib bir vücûdun verilmesidir. Zîra, hiçbir nev'-i müteselsil, ezelî değildir, “İmkân” bırakmaz. Hem de bizzarûre bazının “Hudûs”u, nazarın müşâhedesiyle ve sâirleri dahi, aklın hikmet nazarıyla görülür.

VEHİM VE TENBİH:

İnkılâb-ı hakikat olmaz. Nev'-i mutavassıtın silsilesi devam etmez. Tahavvül-ü esnâf, inkılâb-ı hakàikın gayrısıdır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.