İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 181 / 188
181

Sûret-perestlik: Bir şeyin dış görünüşüne ve tertibine önem verip, rûhuna ve mânâsına kıymet vermemek.

Süha Yıldızı: Büyük ayı yıldız kümesinden gözü kuvvetli olanların görebileceği en küçük yıldız.

Ş

— Ş —

Şakk: Yarmak, ikiye bölmek.

Şâkul: Çekül.

Şâpe: Çığ. Yuvarlandıkça büyüyen kar yığını.

Şarab: İçilen şey, su. Haram olan içki.

Şatahat: İstiğrak hâlindeki muvâ­zenesiz sözler.

Şedîdü'ş-Şekîme: Başkasına kolay kolay boyun eğmeyen. Çok izzet-i nefis sâhibi.

Şitâb: Koşmak.

Şu'le-i Cevvâl: Dâim hareket ederek etrafına ışık saçan parıltı.

Şûre: Çorak, bitkisiz, işe yaramayan, kıymetsiz.

Şûristan: Çorak arâzi.

Şükûf-misâl: Gonca gibi, tomurcuk gibi.

T

— T —

Taallül: Bahâne aramak. Yeni bir delil ihdâs edip ona temessük etmek.

Tabiat: Herşeyin fıtrî hâli, vaziyeti ve karakteri.

Tabiat-ı Belâğat: Belâğat ilminin kendine mahsûs şekil ve karakteri.

Tabiatı taklid: Tabiatta cârî olan kanunları Kelâm’da da kendine göre tatbik etme.

Tadlîl-i gayr: Başkalarını dalâ­lete nisbet etmek. Sapıklığına hükmetmek.

Tafralık: Uzaklık. Yukarıya sıçrama, atlama.

Tağlit: Yanıltma, karıştırma, bulandırma.

Tahaddî: Âleme meydân okuma, cihanı münâzaraya dâvet etme.

Tahammül-sûz: Tahammülü yıkan, sabırsızlık veren.

Taht-nişîn: Tahta oturan.

Takallüd etmek: Üzerine almak, de­rûhde etmek. Kuşanmak.

Taksimü'l-a'mâl: İş bölümü.

Talia: Öncü, rehber, kılavuz; kafilenin önünde giden.

Tamam-ı ıttırâd-ı ahvâl: Bir kimsede mevcûd huy ve hasletlerin sekteye uğramadan biteviye devam etmesi, her zaman aynı durumu arzetmesi.

Tams etmek: Belirsiz kılmak, yok etmek, kör etmek.

Ta'nif: Şiddetli azarlamak, şiddetle muâmele etmek.

Tanîn: Arının vız! vız! diye ses çıkarması.

Tanîn-endâz: Çınlayan, tınlayan. Velveleli ses çıkaran.

Tansîs: En zâhir mânâyı, en kat'î ifâde ile delile dayandırarak ifâde etmek.

Tarf: Göz, bakış, nazar.

Tasfiye: Sâflaştırma, temizleme. Nefsi kötü hissiyatlardan temizleme.

Taskîl: Cilâlamak.

Tavk-ı Beşer: Beşer tâkatinin, güç ve kudretinin son haddi.

Tavsif-i bilfezâil: Faziletlerini zikrederek tavsif etmek.

Teâkubî: Birbirini takib etme.

Tecemmül: Zînetlenmek, süslenmek.

Tederrüc: Derece derece, adım adım ilerleme.

Tedlis: Sattığı şeyin ayıbını müşteriden gizlemek. Aldatmak.

Tedvîn: Aynı mevzûa ait bahisleri bir araya toplayarak tasnif edip kitab hâline getirmek.

Teennuk: İttikan. Eşyanın hikmetli, kusursuz ve pürüzsüz yapılışı.

Tefârîku'l-asâ: Bir darb-ı meseldir. Bu darb-ı mesel hakkında meşhûr Kamus Tercümesi’nde hülâsaten şu ma'lûmât var: Arab’dan fakir bir kadının zaîf ve gayet huysuz bir oğlu varmış. Yaptığı müteaddid kavgalarda meselâ bir defasında burnunu, bir defasında kulağını, bir defasında dudaklarını kesmişler.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.