Sûret-perestlik: Bir şeyin dış görünüşüne ve tertibine önem verip, rûhuna ve mânâsına kıymet vermemek.
Süha Yıldızı: Büyük ayı yıldız kümesinden gözü kuvvetli olanların görebileceği en küçük yıldız.
Ş
— Ş —
Şakk: Yarmak, ikiye bölmek.
Şâkul: Çekül.
Şâpe: Çığ. Yuvarlandıkça büyüyen kar yığını.
Şarab: İçilen şey, su. Haram olan içki.
Şatahat: İstiğrak hâlindeki muvâzenesiz sözler.
Şedîdü'ş-Şekîme: Başkasına kolay kolay boyun eğmeyen. Çok izzet-i nefis sâhibi.
Şitâb: Koşmak.
Şu'le-i Cevvâl: Dâim hareket ederek etrafına ışık saçan parıltı.
Şûre: Çorak, bitkisiz, işe yaramayan, kıymetsiz.
Şûristan: Çorak arâzi.
Şükûf-misâl: Gonca gibi, tomurcuk gibi.
T
— T —
Taallül: Bahâne aramak. Yeni bir delil ihdâs edip ona temessük etmek.
Tabiat: Herşeyin fıtrî hâli, vaziyeti ve karakteri.
Tabiat-ı Belâğat: Belâğat ilminin kendine mahsûs şekil ve karakteri.
Tabiatı taklid: Tabiatta cârî olan kanunları Kelâm’da da kendine göre tatbik etme.
Tadlîl-i gayr: Başkalarını dalâlete nisbet etmek. Sapıklığına hükmetmek.
Tafralık: Uzaklık. Yukarıya sıçrama, atlama.
Tağlit: Yanıltma, karıştırma, bulandırma.
Tahaddî: Âleme meydân okuma, cihanı münâzaraya dâvet etme.
Tahammül-sûz: Tahammülü yıkan, sabırsızlık veren.
Taht-nişîn: Tahta oturan.
Takallüd etmek: Üzerine almak, derûhde etmek. Kuşanmak.
Taksimü'l-a'mâl: İş bölümü.
Talia: Öncü, rehber, kılavuz; kafilenin önünde giden.
Tamam-ı ıttırâd-ı ahvâl: Bir kimsede mevcûd huy ve hasletlerin sekteye uğramadan biteviye devam etmesi, her zaman aynı durumu arzetmesi.
Tams etmek: Belirsiz kılmak, yok etmek, kör etmek.
Ta'nif: Şiddetli azarlamak, şiddetle muâmele etmek.
Tanîn: Arının vız! vız! diye ses çıkarması.
Tanîn-endâz: Çınlayan, tınlayan. Velveleli ses çıkaran.
Tansîs: En zâhir mânâyı, en kat'î ifâde ile delile dayandırarak ifâde etmek.
Tarf: Göz, bakış, nazar.
Tasfiye: Sâflaştırma, temizleme. Nefsi kötü hissiyatlardan temizleme.
Taskîl: Cilâlamak.
Tavk-ı Beşer: Beşer tâkatinin, güç ve kudretinin son haddi.
Tavsif-i bilfezâil: Faziletlerini zikrederek tavsif etmek.
Teâkubî: Birbirini takib etme.
Tecemmül: Zînetlenmek, süslenmek.
Tederrüc: Derece derece, adım adım ilerleme.
Tedlis: Sattığı şeyin ayıbını müşteriden gizlemek. Aldatmak.
Tedvîn: Aynı mevzûa ait bahisleri bir araya toplayarak tasnif edip kitab hâline getirmek.
Teennuk: İttikan. Eşyanın hikmetli, kusursuz ve pürüzsüz yapılışı.
Tefârîku'l-asâ: Bir darb-ı meseldir. Bu darb-ı mesel hakkında meşhûr Kamus Tercümesi’nde hülâsaten şu ma'lûmât var: Arab’dan fakir bir kadının zaîf ve gayet huysuz bir oğlu varmış. Yaptığı müteaddid kavgalarda meselâ bir defasında burnunu, bir defasında kulağını, bir defasında dudaklarını kesmişler.
