Birinci Makale
Maksada urûc etmek için mukaddimelerden istimdâd etmek, ehl-i tahkîkin düsturlarındandır. Öyle ise, biz de oniki basamaklı bir merdiven yapacağız.
Birinci Mukaddime
Birinci Mukaddime
Takarrür etmiş usûldendir: Akıl ve nakil teâruz ettikleri vakitte, akıl asıl itibar ve nakil te'vil olunur; fakat o akıl, akıl olsa gerektir.
Hem de tahakkuk etmiş: Kur'ân’ın herbir tarafında intişar eden makàsıd-ı esâsiye ve anâsır-ı asliye, dörttür. Onlar da: “İsbât-ı Sâni'-i Vâhid” ve “Nübüvvet” ve “Haşr-i cismânî” ve “Adâlet” tir. Yani, hikmet tarafından kâinâta îrâd olunan suâllere şöyle: “Ey kâinât!.. Nereden ve kimin emriyle geliyorsunuz? Sultanınız kimdir? Delil ve hatîbiniz kimdir? Ne edeceksiniz? Ve nereye gideceksiniz?..” kat'î cevab verecek yalnız Kur'ân’dır. Öyle ise, Kur'ân’da makàsıddan başka olan kâinât bahsi, istitradîdir. Tâ, san'atın intizamıyla Sâni'-i Zülcelâl’e istidlâl yolu gösterilsin.
Evet, intizam görünür ve kemâl-i vuzûh ile kendini gösterir. Sâni'in vücûd ve kasd ve irâdesine kat'iyyen şehâdet eden intizam-ı san'at, kâinâtın her cihetinde boynunu kaldırarak, her cânibinden lemeân eden hüsn-ü hilkati, nazar-ı hikmete gösteriyor. Güyâ herbir masnû' birer lisân olup, Sâni'in hikmetini tesbih ediyor ve herbir nev' parmağını kaldırarak, şehâdet ve işâret ediyor. Mâdem maksad budur ve mâdem kâinâtın kitabından intizama olan rumûz ve işârâtını taallüm ediyoruz ve mâdem netice bir çıkar; teşekkülât-ı kâinât, nefsü'l-emirde nasıl olursa olsun, bize bizzat taalluk etmez. Fakat, o meclis-i àlî-i Kur'ânî’ye girmiş olan kâinâtın her ferdi, dört vazife ile muvazzaftır.
