Evet, ticârette bir fels veya on para yerinde bir elmas veya bir altını verse, nasıl sefâhetine hüküm ve tasarruftan hacz olunur. Aks-i kaziye ile olsa, pek yerinde “Yûhâ!..” işitecek. Ve tüccar olmaya bedel, hayyal bir maskara olduğu gibi...
Kezâlik, hakàik-ı diniyeyi temyiz etmeyen ve herbirisine müstehak olduğu hak ve itibarı vermeyen ve her hükümde şerîatın sikkesini tanımayan, hattâ o fabrika-i muazzamadaki eczâlar, herbiri mihveri üzerinde hareketine sekte veren gayr-ı mümeyyizler, herbiri bir acemî adama benzer ki; gayet muntazam ve cesîm bir makine içinde küçük ve latîf bir çarkı görüyor ki; hareket ve vaziyette büyük çarklara nazar-ı sathîsince münâsib görünmediğinden, makine fenninde behresizliğiyle beraber, gurur-u nefis, nazar-ı sathîsini iğfal ile aldatarak, ıslah niyetiyle vaz'-ı muntazamadan tağyîre teşebbüs edip bilmediği hâlde fabrikayı herc ü merc eder, başını yer.
Elhâsıl: Şerîatın herbir hükmünde Şâri'in bir sikke-i itibarı vardır. O sikkeyi okumak lâzımdır. Sikkenin kıymetinden başka o hüküm herşeyden müstağnîdir. Hem de lafz-perdâzâne ve mübâlağa-cûyâne ve ifrat-perverânelerin tezyîn ve tasarruflarından bin derece müstağnîdir. Dikkat olunsun ki; böyle mücâzifler, nasihat ettikleri vakitte nazar-ı hakikatte ne derece çirkin oluyorlar.
Ezcümle: Bunlardan birisi, bir mecma'-ı azîmde, müskirâttan tenfîr yolunda, zecr-i şer'î ile kanâat etmeden, öyle bir şey demiş ki; yazmasından ben hicâb ettim. Yazdıktan sonra çizdim. Ey herif!.. Bu sözlerinle şerîata adâvet ediyorsun. Farazâ sadîk olsan, sadîk-ı ahmak olursun. Adüvvü'd-dinden daha muzırsın.
#### Hâtime
Hâtime
Ey hàriçten ve uzaktan İslâmiyet’i tenkid etmeye çalışan insafsızlar!.. Aldanmayın, muhâkeme edin; nazar-ı sathî ile iktifâ etmeyiniz... Zîra, şu sizin bahânelerinize sebeb olanlar, lisân-ı şerîatta ulemâ-i sû' ile müsemmâdırlar. Onların muvâzenesizlik, zâhir-perestliklerinden neş'et eden hicâbın mâverâsına bakınız. Göreceksiniz ki; herbir Hakikat-i İslâmiye, necm-i münîr gibi bürhân-ı neyyirdir. Nakş-ı Ezel ve Ebed, üzerinde görünüyor.
