Evet, Kelâm-ı Ezelî’den gelen, ebede gidecektir. Fakat esefâ!.. Hubb-u nefis ve tarafdâr-ı nefis ve acz ve enâniyetten neş'et eden teberrî-i nefis ile kendi kabahatini başkasına atıyor. Şöyle yanlışa muhtemel olan sözünü veya hatâya kàbil olan fiilini, bir büyük zâta, veyâhut mu'teber bir kitaba, hattâ bazen dine, çok defa hadîse, en nihâyet kadere isnâd etmekle, kendini teberrî etmek istiyor. Hâşâ, sümme hâşâ, nurdan zulmet gelmez. Kendi âyinesinde görülen yıldızları setretse de, semâdaki yıldızları setredemez, fakat kendi göremez.
Ey mu'teriz ağa!.. Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi, bahâne-mahâne aramakla, hilâf-ı şerîatla vücûda gelen ahvâli ve sû-i tefehhümden neş'et eden şübehâtı sened tutmak, İslâmiyet’e leke getirmek, pek büyük insafsızlıktır. Zîra, bir Müslim’in herbir sıfatı İslâmiyet’ten neş'et etmek lâzım gelmez.
