İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 168 / 188
168

Lugat

A

— A —

Abdülkahir Cürcânî: H. 5. asrın ikinci yarısında yaşamış büyük bir âlim ve Arab belâğat ve gramercisi. En meşhûr eserleri belâğat üzerine yazılan “Delâilü'l-İ'câz” ve ”Esrâru'l-Belâğa”dır.

A'câm: (Acem’in C.) İranlılar, Arab olmayanlar.

Acûze-i Şemtâ: Saçı ağarmış koca karı.

Adem-Âbâd Hîçâ-hîç: Ademistan, yokluk ülkesi.

Adem-i Mübâlât: Aldırış etmemek, ehem­miyet vermemek, dikkat etmemek.

Âfâkî: Nefsin haricindeki âleme dair. Haricî. Kâinâta ait.

Ağrâz: Gayeler, maksadlar.

Ağmaz: Kolayca anlaşılmayan, pek derin.

Ahadi: Mütevâtir ve meşhûr olmayan bir hadîs nev'i.

Alâ Ruûsi'l-Eşhâd: Âlemin gözü önünde, herkes göre göre.

Ale'l-Amyâ: Körü körüne.

A'mâk: Derinlikler.

A'mâk-ı Hafâ: Gizlilik derinlikleri.

Amm Lafızlar: Aynı cinsin birçok ferdlerine birden delâlet eden lafızdır. Kavim, cemâat, nisâ lafızları gibi.

Amûd-u Nurânî: Nurânî sütun.

Amya: Çok kör olan.

Araz: Herhangi bir cevhere ârız olan ve bu cevherin zâtından haric bulunan bir vasıf.

Arzu-yu Hilâf: Muhâlefet etme, karşı koyma arzusu.

Avzen: Suların biriktiği yer. Havuz.

Azhar: Çok zâhir ve açık.

B

— B —

Bâhir: Âşikâr, açık.

Bahr-i Bîkeran: Dipsiz, sâhilsiz deniz.

Bahs: Kur'ân’ın tâbirlerinden olup, nâkıs (eksik) mânâsına gelir.

Basit: Mücerred ve münferid olup mürekkeb olmayan. Tahlili ve dağılması düşünülemeyen; eşyanın yalın hâli.

Bast-ı Özür etmek: Bir hatâ işleyerek başkalarına da nümûne olmak, aynı hatâyı işlemelerine zemin hazırlamak.

Bedîhiyât: Delil ile isbâtına lüzum olmayan sarîh ve açık şeyler.

Berâatu'l-İstihlâl: İyi bir alâmet. Mütekellimin, kelâmına tatlı bir ifâde, güzel bir diziliş ile başlaması ve maksada latîf işâretlerde bulunmasına denir. Bu eserin giriş kısmı buna güzel bir misâldir.

Berk-i Lâmi': Parlak şimşek.

Ber-vech-i âtî: Aşağıda geleceği gibi.

Bid'atü'z-zaman: Zamanın görülmemiş ve acîb olanı.

Bilcümle: Tamamen.

Biselâmeti'l-emir: İşin kolaylıkla ve zahmetsiz yapılması.

Busayrî: (Şerefü'd-din) M. 1213-1295. Busayr’da doğdu. Meşhûr Arab şâir ve hattatıdır. “Kaside-i Bürde” sâhibidir. Esâs ismi “El-Kevakibü'd-Dürriye Fi Medh-i Hayri'l-Beriye.” olan kasidesine; tutulmuş olduğu hastalıktan, rüyasında Resûlullâh’ın hırkasını (bürde) üzerine örtüp şifâ bulması sebebiyle “Kaside-i bürde” ismini vermiştir.

Bürhân-ı İnnî: Eserden müessire, neticelerden sebeblere olan istidlâl şeklidir. Dumanın ateşe olan delâleti gibi.

Bürhân-ı Limmî: Sebeblerden neticelere, müessirden esere olan istidlâl şeklidir. Ateşin dumana olan delâleti gibi.

Bürhânü't-Temânü': İstiklâliyet, ulû­hiyetin zâtî bir hàssası ve zarûrî bir lâzımı olduğuna dair ve şirkin butlânını isbât eden delil ki, eşyanın yaratılışı, müteaddid ellere ve esbâba verilse, âlemdeki nizâm bozulup karışıklıklar çıkacağını gösterir, isbât eder.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.