İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 182 / 188
182

Herbir defasında da annesi çocuğunun kesilen a'zâlarına bedelen diyet alarak zenginleşti. Bu sebeble oğluna: “Sen tefârîku'l-asâdan daha faydalısın.” Zîra o asâ ki, bir cins ağaç olup, parçalandıkça herbir parçasından yine faydalı şeyler yapılırdı. Onun gibi oğlunun da vücûd parçaları daha faydalı oldu. Yani, bir (şey) olmakla beraber, muhtelif fayda cihetleri bulunan şeyler için mecâzen bu tâbir kullanılır.

Tefâsir: (Tefsir’in C.) Tefsirler.

Tefrî: Şûbelendirmek, kısım kısım ayırmak.

Teğalğül: Zorluk, çetinlik, güçlük.

Tehvil: Tahvif, korkutma.

Tehvin: Hafifleştirme.

Tekemmül-ü mebâdî: Bir şeyi netice veren ilk unsur ve sebeblerin ibtidâîlikten mükemmelliğe doğru gitmesi.

Tekàtu': Kesişme.

Telâfif: Birbirine girmiş ve sarmaşmış vaziyette olma. Lif lif olma.

Telâhuk-u efkâr: Fikirlerin birbiri arkasından gelip birbirine katılması, birbirine yardımcı olması.

Telbis: Sûret-i haktan görünerek hile yapmak, ayb ve kusurunu örtüp kusursuz göstermek.

Telehhüf: Mahzûn ve mükedder olmak.

Tele'lü': Parlamak.

Telemmu: Parıldamak.

Telemmüz: Talebelik etmek.

Telvih: Açıklamak. Zâhir ve âşikâre kılmak. Edb: Lüzumlu şeylerden bahsetmek suretiyle olan kinâye.

Telmih: İbarede bahsi geçmeyen bir kıssaya, fıkraya, atasözüne veya meşhûr bir şiire işâret etmek sûretiyle temâs etmek.

Temhîd: Mukaddime yapma. Hazırlama.

Temahhuz-u tecârüb: Çeşitli tecrübelerle bir şeyin sâfîleşip kemâle gelmesi.

Tenâtüc: Neticelenme. Birbirini netice vermek.

Tenezzüh: Uzak, beri olmak.

Te'nîs: Alıştırma.

Te'nîs-i ezhân: Zihinlerin ürkekliğini giderme, alıştırma. Anlayışı kolaylaştırma.

Tenkîhü'l-menât: Menatın, yani illetin ayıklanması. Usûl-ü Fıkıh’ın kıyâs bahsine ait bir ıstılahtır. Kıyâsın dört rüknünden biri olan illetin, diğer benzeri hususiyetlerden ayıklanmasıdır. Şöyle ki: Şâri' (Allah C.C.) bir hükmü bir sebebe bina eder. Fakat o illetle beraber hükme te'siri olmayan birçok özellikler de bulunur. Bu yabancı özellikleri ayıklamak ve esâs sebebi meydâna çıkarmak gerektir. İşte bu, bir tenkîhü'l-menât çalışmasıdır.

Tenmiye: Büyütmek, artırmak, nemâ­landırmak ve geliştirmek.

Tenzîl: Kur'ân’ın bir diğer ismi.

Terâdüf: İki veya daha fazla kelimenin aynı veya yakın mânâda olması.

Terbiye-gerde: Terbiye edilmiş, yetiştirilmiş.

Tereffû: Yükseğe çıkmak, yükselmek.

Teressüb: Süzülmek, dibe çökmek.

Teşbih-perestlik: Kelâmda lüzumundan fazla teşbihe yer vermek.

Teşkîkât: Şübhede bırakmalar.

Teşrîhât: Açıklamak, tafsilât vermek, inceden inceye araştırmak.

Teşrîhât-ı hikemiye: Hikmet ve felsefe nazarıyla yapılan araştırma, açıklama,

Tevâbi': Tâbi ve bağlı olanlar.

Tevağğul: Çok meşgul olmak, uğraşmak, kendini bir şeye tamamen vermek.

Tevazzu': Madde gibi yer işgal etmek ve cisimleşmek.

Tevsît: Birini araya koymak, vâsıta etmek.

Tezâhum: Sıkışmak, kalabalık etmek.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.