lâzımdır; tâ insan, hakkıyla sünbüllensin ve ahvâl ve kemâlâtına nizâm vermekle, nizâm-ı âleme hemdest-i vifâk olabilsin...
TENBİH VE İŞÂRET:
İstitradî olarak haşre îmâ olundu. İleride zâten bürhân-ı kat'iyle isbât edilecektir. Fakat burada istediğim nokta: insandaki isti'dâd ebede nâzırdır. Eğer istersen, insaniyetin cevherine ve nâtıkıyetin kıymetine ve isti'dâdın muktezâsına teemmül ve tedkik et. Sonra da, o cevher-i insaniyetin en küçük ve en hasîs hizmetkârı olan hayâle bak, gör, yanına git ve de: “Ey hayâl ağa!.. Beşâret sana!.. Dünya ve mâfîhânın saltanatı, milyonlar sene ömür ile beraber sana verilecektir; fakat, âkıbetin dönmemeksizin fenâ ve ademdir.” Acaba hayâl sana nasıl mukàbele edecek?.. Âyâ, istibşâr ve sürûr veyâhut telehhüf ve tahassürle cevab verecektir. Ecel, neam, evet, cevher-i insaniyet, a'mâk-ı vicdânın dibinde enîn ve hanîn edip bağıracak: “Eyvâh, vâ-hasretâ saâdet-i ebediyenin fıkdânına!..” diyecektir. Hayâle zecr ve ta'nif ederek: “Yâhû! Bu dünya-yı fâniye ile râzı olma.”
İşte ey birader! Hîna bu saltanat-ı fâniye, sultan-ı insaniyetin en hakîr hizmetkârı veyâhut şâiri veyâhut san'atkâr ve tasvircisini işbâ' ve râzı edemezse, nasıl o hayâl gibi çok hizmetkârların sâhibi olan sultan-ı insaniyeti işbâ' edebilir? Kellâ!.. Neam, onu işbâ' edecek, yalnız haşr-i cismânînin sadefinde meknûn olan, saâdet-i ebediyedir.
Üçüncüsü: İnsanın îtidâl-i mîzâcı ve letâfet-i tab'ı ve zînete olan meylidir. Yani, insanın insaniyete lâyık bir sûret-i taayyüşe olan meyl-i fıtrîsidir. Neam, insan hayvan gibi yaşamamalıdır ve yaşamaz. Belki, şeref-i insaniyete münâsib bir kemâl ile yaşamak gerektir. Binâenaleyh, beşer, mesken ve melbes ve me'keli, sanâyi-i kesîre ile taltif etmesine muhtaçtır.
Bu san'atlarda, yalnızca kudretinin adem-i kifâyetine binâen; ebnâ-yı cinsiyle imtizaç etmek.. o da iştirâk etmek.. o da teâvün etmek.. o da sa'yin semerâtını mübâdele etmesini iktiza etmekle beraber, kuvâ-yı insaniyedeki inhimak ve tecâvüz sebebiyle, adâlete ihtiyaç.. o da her aklın adâlete adem-i kifâyetine binâen, onu muhâfaza edecek kavânîn-i külliyenin vaz'larına ihtiyaç..
