İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 128 / 188
128

o da te'sirini muhâfaza etmek için icra edecek bir mukannine.. o mukannin dahi, zâhiren ve bâtınen hâkimiyetini muhâfaza etmek için, maddeten ve ma'nen tefevvuka.. hem de Sâni'-i âlemin tarafından bazı umûr ile muhassas olmasıyla, bir imtiyaz ve kuvvet-i nisbete.. hem de evâmirine olan itâati te'min ve te'sis eden Azamet-i Sâni'in tasavvurunu zihinlerde idâme edecek bir müzekkire-i mükerrere olan ibâdete muhtaçtır. O ibâdet dahi, Sâni'in cânibine efkârı tevcîh eder. O teveccüh ise, inkıyadı te'sis; o inkıyad dahi, nizâm-ı ekmele îsâl eder. O nizâm-ı ekmel dahi, sırr-ı hikmetten tevellüd eder. Sırr-ı hikmet dahi, ademü'l-abesiyeti ve Sâni'in hikmeti, masnû'daki teennuku kendine şâhid gösterir.

İşte, eğer insanın hayvandan şu cihât-ı selâse ile olan temâ­yüzünü derk edebildin; bizzarûre netice veriyor ki: Nübüvvet-i mutlaka, nev'-i beşerde kutub, belki merkez ve bir mihverdir ki; ahvâl-i beşer onun üzerine deverân ediyor. Şöyle ki:

Cihet-i ûlâda dikkat et! Bak, nasıl sevkü'l-insaniyet ve meyl-i tabîinin adem-i kifâyeti ve nazarın kusuru ve tarîk-ı akıldaki evhâmın ihtilâtı, nasıl nev'-i beşeri eşedd-i ihtiyaçla bir mürşid ve muallime muhtaç eder. O mürşid, Peygamber’dir...

İkinci cihette tedebbür et. Şöyle: İnsandaki lâyetenâhîlik ve tabiatındaki meylü't-tecâvüz ve kuvâ ve âmâlindeki adem-i tahdid ve âlemdeki meylü'l-istikmâlin dalı hükmünde olan insandaki meylü't-terakkînin semeresi hükmünde olan kàmet-i nâmiye-i isti'dâd-ı insanîsine intibak etmeyen, belki câmid ve muvakkat olan kanun-u beşer ki; tedrîcen tecârüb ile hâsıl olan netâic-i efkârın telâhukuyla vücûda gelen o kavânîn-i beşer, şu semere-i isti'dâdın çekirdeklerinin terbiye ve imdâdına adem-i kifâyetinin sebebiyle, maddeten ve ma'nen iki âlemde saâdet-i beşeri te'min edecek, hem de kàmet-i isti'dâdının büyümesiyle tevessü' edecek, zîhayat ve ebediye bir şerîat-ı İlâhiye’ye ihtiyaç gösterir. İşte şerîatı getiren, Peygamber’dir...

Eğer desen: “Biz görüyoruz ki; dinsizlerin veya sahîh bir dini olmayanların ahvâlleri, muaddele ve munazzamadırlar.”

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.