Sayfa 9 / 188
9
Elhâsıl: Maksadım, ol elmas kılınca saykal vurmaktır.
Eğer suâl edersen: Senin bu telâşın ve ulûm-u müteârife hükmüne geçen şeylere bürhân getirmeye ne lüzum vardır? Zîra, telâhuk-u efkâr ve tecârübün keşfiyâtıyla, meydân-ı bedâhete gelen mesâile bürhân getirmek, ma'lûmu i'lâm demektir?..
Cevaben derim: Maatteessüf benim ile şu zamanın kıt'asında iştirâk eden cümlesi; eğer çendan, sûreten onüçüncü asrın evlâdıdırlar, fakat, fikir ve terakkî cihetiyle kurûn-u vustânın yâdigârlarıdırlar. Güyâ muâsırlarımız, üçüncü asrın nihâyetinden onüçüncü asra kadar geçmiş olan asırların fihristesi veyâhut enmûzeci veyâhut melez bir kavimdirler. Hattâ bu zamanın çok bedîhiyâtı, onlarca mevhûmât sayılır. ∗∗∗
