İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 55 / 188
55

Hem de hükemâ-i İlâhiyyûn nezdinde, herbir nev' için hayy ve nâtık ve efrâda imdâd verici ve müstemiddi bir mâhiyet-i mücerrede vardır. Lisân-ı şerîatta, melekü'l-cibâl ve melekü'l-bihâr ve melekü'l-emtâr gibi isimler ile tâbir edilir. Fakat te'sir-i hakîkileri yoktur. Müessir-i hakîki, yalnız Zât-ı Akdes’tir.

اِذْ لاَ مُؤَثِّـرَ فِي الْكَوْنِ اِلَّا اللهُ

Esbâb-ı zâhiriyenin vaz'ındaki hikmet ise: İzhâr-ı izzet ve saltanat tâbir olunan dest-i kudret, perdesiz dâire-i esbâba mün'atıf olan nazara karşı, zâhiren umûr-u hasîse ile mübâşeret ve mülâbeseti görülmemektedir. Fakat, dâire-i akîde denilen hak ve melekûtiyette, herşey ulvîdir. Dest-i kudretin perdesiz mübâşereti izzete münâsibdir. ﴾ ذٰلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ ﴿

İkinci mahmil: Sevr, imâret ve zirâat-i arzın en büyük vâsıtası olan öküzdür. Hût ise; ehl-i sevâhilin, belki pek çok nev'-i beşerin medâr-ı maîşeti olan balıktır.

Nasıl biri suâl ederse: “Devlet ne şey üstündedir?”

Cevab verilir: “Kılınçla kalem üstündedir.”

Veyâhut: “Medeniyet ne ile kàimdir?”

“Mârifet ve san'at ve ticâret ile..” cevab verilir.

Veyâhut: “Nev'-i beşer, ne şey üzerinde bekà bulur?”

Cevab ise: “İlim ve amel üstünde bekà bulur.”

Kezâlik, vallâhu a'lem Fahr-i Kâinât buna binâen cevab vermiş. Şöyle suâl eden zât –İkinci Mukaddime'nin sırrıyla– böyle hakàika zihni isti'dâd kesbetmediğinden, vazifesi olmayan bir şeyden suâl ettiği gibi, Peygamberimiz de asıl lâzım olan şöyle cevab buyurdu ki: “Yer, sevr üstündedir.” Zîra, yerin imâreti, nev'-i beşer iledir. Nev'-i beşerden olan ehl-i kurâ’nın menba'-ı hayatları, zirâat iledir. Zirâat ise, öküzün omuzu üstündedir ve zimmetindedir.

Kısm-ı diğeri olan ehl-i sevâhilin a'zam-ı maîşetleri, belki ehl-i medeniyetin büyük bir mâden-i ticâretleri, balığın cevfinde ve hûtun

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.