İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 52 / 188
52

“Şerîatta vardır; bir vakitte beş vaktin namazı kılınır.

Hem de bir kavim vardır; yatsı namazlarının vakti bazı vakitte yoktur.

Hem de bir kavim vardır; güneş çok günlerde gurûb ve çok gecelerde tulû' etmez; nasıl oruç tutacaklar?..”

Hem de istifsar et ki: “Şartın ta'rif-i şer'îsi olan sâir erkâna mukàrin olan şeydir. Nasıl namazda şart olan istikbâl-i kıbleye intibak eder. Hâlbuki, yalnız kıyâm ve yarı kuudda mukàrenet vardır?”

Emin ol, İmâm-ı Şâfiî mes'ele-i ûlâyı, şarktan ve garbdan geçen dâirenin müdevveriyetiyle tasvir edecektir.

İkinci ve üçüncü mes'eleyi dahi cenûbdan şimâle mümted olan dâirenin mukavvesiyetiyle tatbik edecektir. Bürhân-ı aklî gibi cevab verecektir.

Hem de kıble mes'elesinde diyecek: “Kıble ve Kâbe öyle bir amûd-u nurânîdir ki; semâvâtı arşa kadar takmış ve nazmedip, küre-i arzın tabakàtını ferşe kadar delerek, kâinâtın muntazam bir amûd-u nurânîsi olmuştur. Eğer gıtâ ve perde keşfolunsa, hatt-ı şâkul ile senin gözünün şuâı, namazın herbir hareketinde ayn-ı kıble ile temâs ve musâfaha edecektir.”

Ey birader!.. Eğer sen zannettiğim adamlardansan, acîb hülyaların âlem-i hayâlden başka bir yer bulamadığından, bir kıymeti yoktur. Tâ kalbe girebilsin. Sen de inanmıyorsun, nefsini kandıramıyorsun, fakat sapmışsın. Eğer o hayâlâta açık ve hakikate kapalı olan kalbinizde, pek çok defa mütehayyilenizden daha küçük olan küre-i arz yerleşmez ise, tevsî'-i zihin için, nazarın ufkunu genişlettir. Bir meclis hükmünde geçinen arzın sâkinlerini gör, suâl et. Zîra, ev sâhibi evini bilir. Onlar umumen müşâhede ve tevâtür ile bir lisânla sana söyleyecekler: “Yâhû!.. Bizim beşiğimiz ve fezâ-yı âlemde şimendiferimiz olan küremiz o kadar divâne değildir; ecrâm-ı ulviyede cârî olan kaide ve kanun-u İlâhî’den şüzûz ve serkeşlik etsin!” Hem de, delâil-i mücesseme-i musattaha olarak, haritaları ibraz edecektir...

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.