İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 146 / 188
146

İşte hissiyat-ı cumhûr şu merkezde olduklarından, elbette irşad ve belâğat iktiza eder ki; onların hissiyatı, riâyet ve ihtiram edilsin ve efkârları dahi bir derece mümâşât ve ihtiram edilsin. İşte riâyet ve ihtiram, ukùl-ü beşere karşı olan “tenezzülât-ı İlâhiye” ile tesmiye olunur. Evet o tenezzülât, te'nîs-i ezhân içindir. Onuncu Mukaddime’ye müracaat et.

İşte bunun içindir ki; hakàik-ı mücerredeye temâşâ etmek için, hissiyat ve hayâl-âlûd cumhûrun nazarlarını okşayan suver-i müte­şâbiheden birer dûrbîn vaz' edilmiştir. İşte şu cevabı te'yid eden meânî-i amîka veya müteferrikayı bir sûret-i sehl ve basîtada tasavvur veya tasvir etmek için, nâsın kelâmında istiârât-ı kesîreyi îrâd ederler. Demek müteşâbihât dahi, istiârâtın en ağmaz olan kısmıdır. Zîra, en hafî hakàikın suver-i misâliyesidir. Demek işkâl ise, mânânın dikkatindendir, lafzın iğlâkından değildir.

Ey mu'teriz! İnsafla nazar et ki; fikr-i beşerin, bâhusus avâmın fikirlerinden en uzak olan hakàikı, şöyle bir tarîk ile takrib etmek; acaba tarîk-ı belâğat olan muktezâ-yı hâlin mutâbakatına muvâfık ve makamın nisbetinde kemâl-i vuzûh ve ifâdeye mutâbıktır.. yâhut tevehhüm ettiğin gibidir? Hakem sen ol...

İkinci noktaya cevab: İkinci Mukaddime’de mufassalan geçmiştir. Âlemde meylü'l-istikmâlin dalı olan insandaki meylü't-terakkînin semerâtı ve tecârüb-ü kesîre ile ve netâic-i efkârın telâhukuyla teşekkül eden merdiven-i terakkînin basamakları hükmünde olan fünûn ise; müterettibe ve müteâ­vine ve müteselsiledirler. Evet, müteahhirin in'ikadı, mütekaddimin teşekkülüne vâbestedir. Demek, mukaddem olan fen, ulûm-u müteârifenin derecesine gelecek; sonra müteahhirîne mukaddime olabilir.

Bu sırra binâendir ki; şu zamanda temahhuz-u tecârüble satha çıkıp ve tevellüd etmiş olan bir fennin, farazâ on asır evvel bir adam tefhim ve ta'limine çalışsa idi, mağlata ve safsataya düşürmekten başka bir şey yapamazdı.

Meselâ, denilse idi: “Şemsin sükûnuyla arzın hareketine ve bir katre suda bir milyon hayvanatın bulunduklarına temâşâ edin, tâ Sâni'in azametini bilesiniz.” Cumhûr-u avâm ise, hiss-i zâhir veya

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.