TENBİH:
Ey birader! Görüyorsun ki; bir adam yalnız şecâatle meşhûr olursa, o şöhret ona verdiği haysiyeti ihlâl etmemek için, kolaylıkla yalana tenezzül etmez. Nerede kaldı ki, cemî' ahlâk-ı àliye birden tecemmu' ede...
Evet, “Mecmûda bir hüküm bulunur; ferdde bulunmaz.”
İŞÂRET VE TENBİH:
Görüyoruz: Bu zamanda sıdk ve kizbin mâbeynleri, ancak bir parmak kadar vardır. Bir çarşıda ikisi de satılır. Fakat, herbir zamanın bir hükmü var. Hiçbir zamanda asr-ı saâdet gibi sıdk ve kizbin ortasındaki mesâfe açılmamıştır. Şöyle ki:
Sıdk, kendi hüsn-ü hakîkisini kemâl-i haşmetle izhâr ve onun ile temessük eden Muhammed’i (A.S.M) a'lâ-yı illiyîn-i şerefe i'lâ ve âlemde inkılâb-ı azîmi îka' ettiğinden, şarktan garba kadar kizbden bu'd derecesini göstermekle, kıymet-i àliyesini i'lâ etmek cihetiyle, sûku ve metâ'ını gayet nâfık ve râic etmiştir. (1) [^2]
[^2]:(1) Şimdiki hürriyet gibi
Ve kizb ise, teşebbüsât-ı azîmeyi, murdarların lâşeleri gibi rûhsuz bıraktığı için, nihâyet kubhunu izhâr ve onun ile temessük eden Müseylime ve emsâli, esfel-i sâfilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, metâ'-ı zehr-âlûdu ve sûku, gayet muattal ve kesâd etmiştir. (2) [^3]
[^3]:(2) Menfûr câsusluk gibi
İşte, ehl-i izzet ve tefâhur olan Kavm-i Arab’ın tabiatlarındaki meylü'r-râic sâikasıyla müsâbaka ederek, o kâsid kizbi terk edip ve râic sıdk ile tecemmül ederek, adâletlerini âleme kabûl ettirmişlerdir. İşte sahâbelerin aklen olan adâletleri, bu sırdan neş'et eder.
İRŞAD VE İŞÂRET:
Tarih ve siyer ve âsâr nokta-i nazarından dikkat olunursa: Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, dört yaşından kırk yaşına kadar, lâsiyyemâ; şe'ni, ahlâkı ve hileyi dışarıya atmakta olan harâret-i garîziyenin şiddet-i iltihabı zamanında, kemâl-i istikametle
