İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 92 / 188
92

maksûdu ve “Dâllün bil'işâret”in medlûlü ve “Dâllün bilfehvâ”nın mefhûm-u kıyâsîsi ve “Dâllün bil'iktiza”nın mânâ-yı zarûrîsi ve daha başka mefâhim, umumen bu silsilenin birer tabakasından in'ikad eder ve şu mâdenden çıkar. Eğer seyretmek istersen, kendi vicdânına bak, şu merâtibi göreceksin. Şöyle:

Senin mahbûbun, vaktâ gözünüzün penceresinden şuâ ve berk-ı hüsnünü vicdânınıza ilkà ederse, o aşk denilen nâr-ı mûkade, birden yandırmaya başladığından; hissiyat, iltihaba başlamakla, âmâl ve müyûlât dahi heyecana gelip, birden o âmâller, üst kattaki hayâlin tabanını deler. İmdâd istediklerinden, o hazinetü'l-hayâlde saf-beste-i hareket ve mahbûbun mehâsinini ellerinde tutmuş veyâhut onun mehâsinini hâtıra getirmekle tasvir eden, başkasının mehâsini ile işbâ' olunmuş olan hayâlât ise, o âmâlin imdâdına koşarlar. Beraber hücum edip, hayâlden lisâna kadar inmekle beraber, zülâl-i visâle olan meyli arkalarında ve firâktan olan teellümü sağda ve ta'zîm ve te'dib ve iştiyakı sola ve terahhum ve lütfu iktiza eden mahbûbun mehâsinini önlerine ve hediye olarak, medîhanın gerdânını ve senânın dürrlerini ellerine almakla beraber o اَلنَّارُ الْمُوقَدَةُ عَلَى الْاَفْئِدَةِ ıtlâkına şâyân olan o ateşi söndürmek için, zülâl-i visâli celbeden tavsif-i bilfezâil ile arz-ı hâcet ederler.

İşte bak, kaç tabakàtta bildiğin mânâdan başka, ne kadar meânî başlarını çıkarıp görünüyor. Eğer korkmuyorsan, İbn-i Fârıd’ ın veya Ebû Tayyib’ in gözlerinden müdhiş olan vicdânlarına bak. Ve vicdânın tercümânı olan;

غَرَسْتُ بِاللَّحْظِ وَرْدًا فَوْقَ وَجْنَتِهَا

حَقٌّ لِطَرْف۪ي اَنْ يَجْنِىَ الَّذِى غَرَسَا

Hem de;

فَلِلْعَيْنِ وَالْاَحْشَاءِ اَوَّلَ هَلْ اَتَى ❀ تَلاَعَائِدِىَ الْاٰس۪ى وَثَالِثَ تَـبَّتِ

Hem de;

صَدٌّ حَمَا ظَمَائ۪ى لُمَاكَ لِمَاذَا ❀ وَهَوَاكَ قَلْب۪ى صَارَ مِنْهُ جُذَاذًا

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.