İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 67 / 188
67

muhâfazalarıdır. Hâlbuki, şu üç şerâit-i hayatın kefîli dahi, dağlardır. Zîra, dağ ve cibâl, mehâzin-i mâ olduğu gibi, cezb-i rutûbet hâsiyetiyle havaya meşşâta oluyor... Harâret ve bürûdeti ta'dil ettiği gibi, havaya mahlût olan muzır gazların teressübüne ve havanın tasfiyesine sebeb olduğu gibi, toprağa da terahhum ediyor. Çamurluk ve bataklık ve bahrin tasallutundan muhâfaza eder.

Râbian: Belâğatça vech-i münâsebet ve müşâbehet budur: Farazâ bir adam, hayâl balonuyla küreden yüksek yere uçarsa, dağların silsilelerine baksa, acaba tabaka-i türâbiyeyi direkler üstüne serilip atılmış bedevî haymeler gibi tahayyül ederse.. ve münferid dağları da bir direk üstünde kurulan bir çadıra benzetilse, acaba tabiat-ı hayâle muhâlefet olur mu?

Farazâ sen o silsileleri, müstakil dağlar ile beraber sath-ı arza keyfiyet-i vaziyeti, bir bedevî Arab’ın karşısında tasvir tarzında tahayyül ve tahyil edersen, şöyle; bu silsileler A'râb-ı bedeviyenin haymeleri gibi, arz sahrâsında kurulmuş ve taraf taraf da çadırlar tahallül etmiş desen; Arablar’ın hayâlî olan üslûblarından uzak düşmüyorsun...

Hem de, eğer vehim ile bu kasr-ı müşeyyed-i âlemden tecerrüd edip, uzaktan hikmet dûrbîniyle mehd-i beşer olan yere ve sakf-ı merfu' olan semâya temâşâ edersen, sonra silsile-i cibâlde temessül ve etraf-ı semâya temâs eden dâire-i ufuk ile mahdûd olan semâyı, bir fustât gibi yerin üstüne vaz' ve cibâl evtâdıyla rabtolunmuş bir çadır kubbesini tahayyül ve tevehhüm edersen, müttehem edemezler.

Sekizinci Mes'ele’nin tenbihinde bir-iki misâl daha gelecektir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.