Sayfa 42 / 188
42
TENBİH:
Hadîs-i Şerîf’te vârid olduğu gibi, her âyetin birer zâhir ve bâtın.. ve her zâhir ve bâtının birer had ve muttala'ı.. ve her had ve muttala'ın çok şücûn ve gusûnu vardır. Ulûm-u İslâmiye buna şâhiddir. Bu merâtibin herbirinin birer derecesi, birer kıymeti, birer makamı vardır; temyiz lâzımdır. Lâkin tezâhum yoktur. Fakat iştibâk, iştibâhı intac eder. Nasıl, dâire-i esbâb, dâire-i akàide karıştırılsa; ya tevekkül nâmıyla bir betâlet veya mürâat-ı esbâb nâmıyla bir i'tizâli intac eder, öyle de; devâir ve merâtib tefrik olunmazsa, böyle neticeleri verir.
