o esrâr ve ahvâlin ukad-ı hayatiyeleri hükmünde olan esâslarını zikretmekle beraber; kütüb-ü sâlifenin ittifak noktalarında musaddık ve ihtilâf noktalarında musahhih olarak, kasas ve ahvâl-i enbiyâyı bize hikâye etmesi, sıdk ve nübüvvetini intac eder.
Teznîb: Cemî' enbiyânın delâil-i nübüvvetleri, sıdk-ı Muhammed’e (A.S.M) delildir ve cemî' mu'cizâtları, Muhammed’in bir mu'cize-i maneviyesidir. (Aleyhimüsselâm) Bunda dikkat edersen anlayacaksın.
İŞÂRET:
Ey birader!.. Bazen kasem, bürhânın yerini tutar; zîra bürhânı tazammun eder. Öyle ise:
وَالَّذِي قَصَّ عَلَيْهِ الْقِصَصَ لِلْحِصَصِ وَسَيَّرَ رُوحَهُ فِي اَعْمَاقِ الْمَاضِي وَفِي شَوَاهِقِ الْمُسْتَقْبَلِ فَكَشَفَ لَهُ الْاَسْرَارَ مِنْ زَوَايَا الْوَاقِعَاتِ اِنَّ نَظَرَهُ النَّقَّادَ اَدَقُّ مِنْ اَنْ يُدَلِّسَ عَلَيْهِ وَمَسْلَكَهُ الْحَقَّ اَغْنَى مِنْ اَنْ يُدَلِّسَ عَلَى النَّاسِ
Evet, neam... “O’nun nur-u nazarına, hayâl, kendini hakikat gösteremiyor ve hak olan mesleği, telbisten müstağnîdir.”
