İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 45 / 238
45

küfrün ve bilhassa küfr-ü mutlakın ve nifâkın ve irtidadın öyle karanlıklı ve dehşetli elemleri ve manevî azâbları var.. eğer tecessüm etse, o mürted adama bir hususî Cehennem olur ve büyük Cehennemden bu cihette gizli haber verir. Ve bu fidanlık dünya mezraasındaki hakikatçikler âhirette sünbüller vermesi noktasından, bu zehirli çekirdek, o zakkum ağacına işâret eder, “Ben onun bir mâyesiyim.” der. “Ve beni kalbinde taşıyan bedbaht için o zakkum ağacının bir hususî nümûnesi, benim meyvem olur.

Mâdem küfür hadsiz hukuka bir tecâvüzdür, elbette hadsiz bir cinayettir; öyle ise hadsiz bir azâba müstehak eder. Mâdem bir dakika katl, onbeş sene cezada (sekiz milyona yakın dakikada) hapis azâbını çekmesini adâlet-i beşeriye kabûl edip maslahata ve hukuk-u âmmeye muvâfık görür; elbette bir küfür bin katl kadar olması cihetiyle, bir dakika küfr-ü mutlak, sekiz milyara yakın dakikalarda azâb çekmesi, o kanun-u adâlete muvâfık geliyor. Bir sene ömrünü o küfürde geçiren, iki trilyon sekizyüzseksen milyara yakın dakikada azâba müstehak ve ﴾ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا اَبَدًا ﴿ sırrına mazhar olur. Her ne ise...

Kur'ân-ı Hakîm’in Cennet ve Cehennem hakkındaki mu'cizâne izâhatı ve Kur'ânın tefsiri ve ondan gelen Risale-i Nurun Cennet ve Cehennemin vücûdlarına dair hüccetleri, daha başka beyâna ihtiyaç bırakmamışlar.

﴿ وَيَتَفَكَّرُونَ فيِ خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ﴾ ﴿ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّـمَ اِنَّ عَذَابَهَا كــَانَ غَرَامًا ❀ اِنَّـهَا سَٓاءَتْ مُسْتَـقَرًّا وَمُـقَامًا ﴾

gibi pek çok âyetlerin ve başta Resûl-i Ekrem (A.S.M.) ve umum peygamberler ve ehl-i hakikatin, her vakit duâlarında en ziyâde; اَجِرْنَا مِنَ النَّـارِ ❀ نَجِّـنَا مِنَ النَّـارِ ❀ خَلِّصْنَا مِنَ النَّـارِ ve vahy ve şühûda binâen onlarca kat'iyyet kesbeden “Cehennemden bizi hıfzeyle!” demeleri gösteriyor ki; nev'-i beşerin en büyük mes'elesi Cehennemden kurtulmaktır. Ve kâinâtın pekçok ehemmiyetli ve muazzam ve dehşetli bir hakikati Cehennemdir ki; bir kısım o ehl-i şühûd ve keşif ve tahkîk onu müşâhede eder. Ve bir kısmı tereşşuhâtını ve gölgelerini görür, dehşetinden feryâd ederler. “Bizi ondan kurtar!” derler.

Evet, bu kâinâtta hayır-şer, lezzet-elem, ziyâ-zulmet, harâret-bürûdet, güzellik-çirkinlik, hidayet-dalâlet birbirine karşı gelmesi ve içine girmesi, pek büyük bir hikmet içindir. Çünkü şer olmazsa, hayır bilinmez.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.