İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 164 / 238
164

hikmetleri ve nihâyetsiz vazifeleri mânâsız, abes, boş, faydasız zâyi' etmesi, o Kadîr-i Mutlak’ın kemâl-i kudretine acz-i mutlak verdiği gibi, o Hakîm-i Mutlak’ın kemâl-i hikmetine hadsiz abesiyet ve faydasızlığı ve o Rahîm-i Mutlak’ın cemâl-i rahmetine nihâyetsiz çirkinliği ve Âdil-i Mutlak’ın kemâl-i adâletine nihâyetsiz zulmü vermek demektir. Âdeta, kâinâtta herkese görünen hikmet, rahmet, adâleti inkâr etmektir. Bu ise, en acîb bir muhâldir ki, hadsiz bâtıl şeyler, içinde bulunur. Ehl-i dalâlet gelsin, baksın: Gireceği ve düşündüğü kendi kabri gibi, kendi dalâletinde, ne derece dehşetli bir zulmet, bir karanlık ve yılanların, akreplerin yuvası bir kuyu olduğunu görsün. Ve âhirete îmân ise, Cennet gibi güzel ve nurânî bir yol olduğunu bilsin, îmâna girsin.

#### Beşinci Nokta

Beşinci Nokta: İki mes'eledir.

##### Birinci Mesele

Birinci Mes'ele: Sâni'-i Zülcelâl, ism-i Hakîmin muktezâsıyla, herşeyde en hafif sûreti, en kısa yolu, en kolay tarzı, en faydalı şekli ehemmiyetle takib ettiği gösteriyor ki, isrâf, abesiyet, faydasızlık, fıtratta yoktur. İsrâf ise, ism-i Hakîmin zıddı olduğu gibi, iktisad onun lâzımıdır ve düstur-u esâsıdır.

Ey iktisadsız, isrâflı insan! Bütün kâinâtın en esâslı düsturu olan iktisadı yapmadığından, ne kadar hilâf-ı hakikat hareket ettiğini bil;

﴾ كــُلُوا وَاشْرَبُوا وَلاَ تُسْرِفُوا ﴿ âyeti ne kadar esâslı, geniş bir düsturu ders verdiğini anla!

##### İkinci Mesele

İkinci Mes'ele: İsm-i Hakem ve Hakîm, bedâhet derecesinde, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın risaletine delâlet ve istilzam ediyor denilebilir.

Evet, mâdem gayet mânidâr bir kitab, onu ders verecek bir muallim ister. Ve gayet güzel bir cemâl, kendini görecek ve gösterecek bir ayna iktiza eder. Ve gayet kemâlde bir san'at, teşhîrci bir dellâl ister. Elbette, herbir harfinde yüzer mânâlar, hikmetler bulunan bu Kitab-ı Kebîr-i Kâinât’ın muhâtabı olan nev'-i insan içinde, elbette bir rehber-i ekmel, bir muallim-i ekber bulunacak. Tâ ki, o kitapta bulunan kudsî ve hakîki hikmetleri ders verecek; belki kâinâttaki hikmetlerin vücûdunu bildirecek; belki kâinâtın hilkatindeki makàsıd-ı Rabbâniyenin zuhûruna, belki husûlüne vesile olacak ve umum kâinâtta Hàlık tarafından gayet ehemmiyetle izhârını irâde ettiği kemâl-i san'atını, cemâl-i esmâsını bildirecek, âyinedârlık edecek.. ve o Hàlık, bütün mevcûdâtla kendini sevdirmek ve zîşuûr mahlûklarından mukàbele istediğinden, o zîşuûrların nâmına birisi, o geniş tezâhürat-ı Rubûbiyete karşı geniş bir ubûdiyet ile mukàbele edip, berr ve bahri cezbeye getirecek, semâvât ve arzı çınlatacak bir velvele-i teşhîr ve takdis ile, o zîşuûrların nazarını o san'atların Sâni'ine çevirecek ve kudsî dersler

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.