İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 174 / 238
174

Cevv-i Semâ

Ey şiddet-i zuhûrundan gizlenmiş ve ey azamet-i kibriyâsından ihtifâ etmiş olan Kadîr-i Zülcelâl! Ey Kàdir-i Mutlak!

Kur'ân-ı Hakîm’inin dersiyle ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ta'limiyle anladım: Nasıl ki gökler, yıldızlar senin mevcûdiyetine ve vahdetine şehâdet ederler; öyle de, cevv-i semâ, bulutlarıyla ve şimşekleri ve ra'dları ve rüzgârlarıyla ve yağmurlarıyla, senin vücûb-u vücûduna ve vahdetine şehâdet ederler.

Evet, câmid, şuûrsuz bulut, âb-ı hayat olan yağmuru, muhtaç olan zîhayatların imdâdına göndermesi, ancak senin rahmetin ve hikmetin iledir, karışık tesâdüf karışamaz. Hem, elektriğin en büyüğü bulunan ve fevâid-i tenviriyesine işâret ederek ondan istifadeye teşvik eden şimşek ise, senin fezâdaki kudretini güzelce tenvir eder. Hem yağmurun gelmesini müjdeleyen ve koca fezâyı konuşturan ve tesbihâtının gürültüsüyle gökleri çınlatan ra'dât dahi, lisân-ı kàl ile konuşarak seni takdis edip, rubûbiyetine şehâdet eder. Hem, zîhayatların yaşamasına en lüzumlu rızkı ve istifadece en kolayı ve nefesleri vermek ve nüfûsları rahatlandırmak gibi çok vazifeler ile tavzif edilen rüzgârlar dahi; cevvi, âdeta bir hikmete binâen “levh-i mahv ve isbât” ve “yazar, ifâde eder sonra bozar tahtası” sûretine çevirmekle, senin fa'âliyet-i kudretine işâret ve senin vücûduna şehâdet ettiği gibi, senin merhametinle bulutlardan sağıp zîhayatlara gönderilen rahmet dahi, mevzûn, muntazam katreleri kelimeleriyle senin vüs'at-i rahmetine ve geniş şefkatine şehâdet eder.

Bulut, Berk, Ra'd, Rüzgâr, Yağmur

Ey Mutasarrıf-ı Fa'âl ve ey Feyyâz-ı Müteâl!

Senin vücûb-u vücûduna şehâdet eden bulut, berk, ra'd, rüzgâr, yağmur; birer birer şehâdet ettikleri gibi, hey'et-i mecmuasıyla, keyfiyetçe birbirinden uzak, mâhiyetçe birbirine muhâlif olmakla beraber, birlik, beraberlik, birbiri içine girmek ve birbirinin vazifesine yardım etmek haysiyetiyle, senin vahdetine ve birliğine gayet kuvvetli işâret ederler.

Hem, koca fezâyı mahşer-i acâib yapan ve bazı günlerde birkaç defa doldurup boşaltan rubûbiyetinin haşmetine ve o geniş cevvi, yazar-değiştirir bir levha gibi ve sıkar ve onunla zemin bahçesini sulandırır bir sünger gibi tasarruf eden kudretinin azametine ve herbir şeye şümûlüne şehâdet ettikleri gibi umum zemine ve bütün mahlûkata cevv perdesi altında bakan ve idare eden rahmetinin ve hâkimiyetinin hadsiz genişliklerine ve herşeye yetişmelerine delâlet eder.

Hem fezâdaki hava, o kadar hakîmâne vazifelerde istihdam ve bulut ve yağmur, o kadar alîmâne fâidelerde istimâl olunur ki; herşeye ihâta eden bir ilim ve herşeye şâmil bir hikmet olmazsa, o istimâl, o istihdam olamaz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.