İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 104 / 238
104

müzâhemet etmemesi bilmüşâhede görüleceği gibi, aynen öyle de: Ezel ve ebedin Zülcelâl Sultanı ve bütün mevcûdâtın Zülcemâl Hàlık-ı Zîşanı olan Şems-i Sermedî’nin mükâlemesi dahi, onun ilmi ve kudreti gibi, küllî ve muhît olarak herşeyin kàbiliyetine göre tecellî etmesi; hiçbir suâl bir suâle, bir iş bir işe, bir hitâb bir hitâba mâni olmaması ve karıştırmaması bilbedâhe anlaşılıyor. Ve bütün o cilveler, o konuşmalar ve ilhâmlar birer birer ve beraber bil'ittifak o Şems-i Ezelî’nin huzuruna ve vücûb-u vücûduna ve vahdetine ve ehadiyetine delâlet ve şehâdet ettiklerini aynelyakìne yakın bir ilmelyakìn ile bildi.

İşte, bu meraklı misâfirin âlem-i gaybdan aldığı ders-i mârifetine kısa bir işâret olarak, Birinci Makamın ondördüncü ve onbeşinci mertebelerinde:

لَٓااِلٰهَاِلَّااللهُ الْوَاجِبُ الْوُجُودِ اَلْوَاحِدُ الْاَحَدُ الَّذِى دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِهِ فِى وَحْدَتِهِ اِجْمَاعُ جَمِيـعِ الْوَحْيَاتِ الْحَـقَّـةِ الْمُتَـضَمِّـنَـةِ لِلتَّـنَزُّلاَتِ الْاِلٰهِيَّـةِ وَلِلْمُكَالَمَاتِ السُّبْحَانِيَّةِ وَلِلتَّعَرُّفَاتِ الرَّبَّانِيَّةِ وَلِلْمُقَابَلاَتِ الرَّحْمَانِيَّةِ عِنْدَ مُنَاجَاةِ عِبَادِهِ وَلِْلاِشْعَارَاتِ الصَّمَدَانِيَّةِ لِوُجُودِهِ لِمَخْلُوقَاتِهِ

وَكَذَا دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِهِ فِى وَحْدَتِهِ اِتِّفَاقُ الْاِلْهَامَاتِ الصَّادِقَةِ الْمُتَضَمِّنَةِ لِلتَّوَدُّدَاتِ الْاِلٰهِيَّةِ وَلِلْاِجَابَاتِ الرَّحْمَانِيَّةِ لِدَعَوَاتِ مَخْلُوقَاتِهِ وَلِلْاِمْدَادَاتِ الرَّبَّانِيَّةِ لِاِسْتِغَاثَاتِ عِبَادِهِ وَلِلْاِحْسَاسَاتِ السُّبْحَانِيَّةِ لِوُجُودِهِ لِمَصْنُوعَاتِهِ

denilmiştir.

16. Mertebe: Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm {15}

Sonra, o dünya seyyahı kendi aklına dedi ki: Mâdem bu kâinâtın mevcûdâtıyla Mâlikimi ve Hàlık’ımı arıyorum; elbette herşeyden evvel bu mevcûdâtın en meşhûru ve a'dâsının tasdikiyle dahi en mükemmeli ve en büyük kumandanı ve en nâmdâr hâkimi ve sözce en yükseği ve akılca en parlağı ve ondört asrı fazileti ile ve Kur'ânı ile ışıklandıran Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’ ı ziyaret etmek ve aradığımı ondan sormak için Asr-ı Saâdete beraber gitmeliyiz diyerek, aklıyla beraber o asra girdi, gördü ki:

O asır, hakikaten o Zât (A.S.M.) ile bir saâdet-i beşeriye asrı olmuş. Çünkü en bedevî ve en ümmî bir kavmi, getirdiği nur vâsıtasıyla, kısa bir zamanda dünyaya üstad ve hâkim eylemiş.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.