İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 120 / 238
120

Bu maksadın hadsiz yollarından iki yolu ve o iki yolun hadsiz mertebelerinden iki mertebeyi ve o iki mertebenin pek çok hakikatlerinden ve pek çok uzun tafsilâtından yalnız iki hakikati, icmâl ve ihtisar ile bu risalede beyân edeceğiz.

#### Birinci Hakikat {19}

BİRİNCİ HAKİKAT: Bilmüşâhede gözümüzle görünen ve muhît ve dâimî ve muntazam ve dehşetli ve semâvî ve arzî olan bütün mevcûdâtı çeviren ve tebdil ve tecdîd eden ve kâinâtı kaplayan fa'âliyet-i müstevliye hakikati görünmesi ve o her cihetle hikmet-medâr fa'âliyet hakikatinin içinde tezâhür-ü rubûbiyet hakikatinin bilbedâhe hissedilmesi ve o her cihetle rahmet-feşân tezâhür-ü rubûbiyet hakikatinin içinde, tebârüz-ü ulûhiyet hakikati bizzarûre bilinmiş olmasıdır.

İşte, bu hâkimâne ve hakîmâne fa'âliyet-i dâimeden ve perdesinin arkasında bir Fâil-i Kadîr ve Alîm’in ef'âli, görünür gibi hissedilir. Ve bu mürebbiyâne ve müdebbirâne ef'âl-i Rabbâniyeden ve perdesinin arkasından, herşeyde cilveleri bulunan esmâ-i İlâhiye, hissedilir derecesinde bedâhetle bilinir. Ve bu celâldarâne ve cemâl-perverâne cilvelenen esmâ-i hüsnâdan ve perdesinin arkasında sıfât-ı seb'a-i kudsiyenin; ilmelyakìn, belki aynelyakìn, belki hakkalyakìn derecesinde vücûdları ve tahakkukları anlaşılır. Ve bu yedi kudsî sıfâtın dahi, bütün masnûâtın şehâdetiyle; hem hayatdârâne, hem kadîrâne, hem alîmâne, hem semîâne, hem basîrâne, hem mürîdâne, hem mütekellimâne nihâyetsiz bir sûrette tecellîleri ile bilbedâhe ve bizzarûre ve biilme'l-yakìn bir mevsuf-u Vâcibü'l-Vücûd’un ve bir müsemmâ-i Vâhid-i Ehad’in ve bir fâil-i Ferd-i Samed’in mevcûdiyeti, güneşten daha zâhir, daha parlak bir tarzda, kalbdeki îmân gözüne görünür gibi kat'î bilinir.

Çünkü güzel ve mânidâr bir kitab ve muntazam bir hâne, bedâhetle, yazmak ve yapmak fiillerini ve güzel yazmak ve intizamlı yapmak fiilleri dahi, bedâhetle, yazıcı ve dülger nâmlarını; yazıcı ve dülger ünvânları ise, bedâhetle, kitabet ve dülgerlik san'atlarını ve sıfatlarını ve bu san'at ve sıfatlar, bedâhetle, herhalde bir zâtı istilzam eder ki, mevsuf ve sâni' ve müsemmâ ve fâil olsun. Fâilsiz bir fiil ve müsemmâsız bir isim mümkün olmadığı gibi, mevsufsuz bir sıfat, san'atkârsız bir san'at dahi mümkün değildir.

İşte bu hakikat ve kaideye binâen, bu kâinât, bütün mevcûdâtıyla beraber, kaderin kalemiyle yazılmış, kudretin çekiciyle yapılmış mânidâr hadsiz kitaplar, mektûblar, nihâyetsiz binalar ve saraylar hükmünde – herbiri binler vecihle ve beraber hadsiz vücûh ile – Rabbânî ve Rahmânî nihâyetsiz fiilleri ve o fiillerin menşe’leri olan binbir esmâ-i İlâhiyenin hadsiz cilveleriyle ve o güzel isimlerin menba'ı olan yedi

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.