İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 59 / 238
59

Meselâ: ﴾ خَـلَقَ السَّمٰوَاـتِـ وَالْاَرْـضَـ ﴿ âyetinden sonra

﴾ يُولِجُ الَّيْـلَ فىِ النَّـهَارِ وَيُولِجُ النَّـهَارَ فىِ الَّيْـلِ ﴿ âyetinin akabinde

﴾ وَهُوَ عَلِيـمٌ بِـذَاتِ الصُّدُورِ ﴿ der. “Zemin ve göklerin haşmet-i hilkatinde kalbin dahi hâtırâtını bilir, idare eder.” der, tarzında bir beyânât cihetiyle o sâde ve ümmiyet mertebesini ve avâmın fehmini nazara alan o basit ve cüz'î muhâvere, o tarz ile ulvî ve câzibedâr ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.

#### Bir Sual

Bir Suâl: “Bazen ehemmiyetli bir hakikat, sathî nazarlara görünmediğinden ve bazı makamlarda cüz'î ve âdi bir hâdiseden yüksek bir fezleke-i tevhidi veya küllî bir düsturu beyân etmekte münâsebet bilinmediğinden bir kusur tevehhüm edilir. Meselâ Hazret-i Yûsuf Aleyhisselâm, kardeşini bir hile ile alması içinde ﴾ وَفَوْقَ كُلِّ ذ۪ى عِلْـمٍ عَلِيـمٌ  ﴿ diye gayet yüksek bir düsturun zikri, belâğatça münâsebeti görünmüyor. Bunun sırrı ve hikmeti nedir?”

Elcevab: Herbiri birer küçük Kur'ân olan ekser uzun sûre ve mutavassıtlarda ve çok sahife ve makamlarda yalnız iki-üç maksad değil, belki Kur'ân, mâhiyeti hem bir kitab-ı zikir ve îmân ve fikir, hem bir kitab-ı şerîat ve hikmet ve irşad gibi, çok kitapları ve ayrı ayrı dersleri tazammun ederek rubûbiyet-i İlâhiyenin herşeye ihâtasını ve haşmetli tecelliyâtını ifâde etmek cihetiyle kâinât kitab-ı kebîrinin bir nev'i kırâati olan Kur'ân, elbette her makamda, hattâ bazen bir sahifede çok maksadları takiben mârifetullâhtan ve tevhidin mertebelerinden ve îmân hakikatlerinden ders verdiği haysiyetiyle, öbür makamda meselâ, zâhirce zaîf bir münâsebetle başka bir ders açar ve o zaîf münâsebete çok kuvvetli münâsebetler iltihak ederler. O makama gayet mutâbık olur, mertebe-i belâğatı yükseklenir.

#### İkinci Bir Sual

İkinci Bir Suâl: “Kur'ânda sarîhan ve zımnen ve işâreten, âhiret ve tevhidi ve beşerin mükâfât ve mücâzâtını binler defa isbât edip nazara vermenin ve her sûrede, her sahifede, her makamda ders vermenin hikmeti nedir?”

Elcevab: Dâire-i imkânda ve kâinâtın sergüzeştine ait inkılâblarda ve emânet-i kübrâyı ve hilâfet-i arziyeyi omuzuna alan nev'-i beşerin şekàvet ve saâdet-i ebediyeye medâr olan vazifesine dair en ehemmiyetli, en büyük, en dehşetli mes'elelerinde, en azametlilerini ders vermek ve hadsiz şübheleri izâle etmek ve gayet şiddetli inkârları ve inâdları kırmak cihetinde elbette o dehşetli inkılâbları tasdik ettirmek ve o inkılâbların

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.