İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 132 / 238
132

#### Birinci Mevkıf'ın Küçük Bir Zeyli

BİRİNCİ MEVKIFIN KÜÇÜK BİR ZEYLİ

Festemi' âyet

﴿ اَفَلَـمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّـمَٓاءِ فَوْقَهَُـمْ كــَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيََّـنَّاهَا ﴾

ilâ âhir-i âyet

ثُـمَّ انْظُرْ اِلَى وَجْـهِ السَّـمَاءِ كَيْفَ تَرَى سُكُوتًا فِى سُكُونَـةٍ حَرَكَةً فِى حِكْمَةٍ تَلَئْـلاُءً فِى حِشْمَةٍ تَبَسُّمًا فِى زِينَةٍ مَعَ اِنْتِظَامِ الْخِلْقَةِ مَعَ اِتِّزَانِ الصَّنْعَةِ تَشَعْشُعُ سِرَاجِهَا تَهَلْهُلُ مِصْبَاحِهَا تَلَئْلُؤُ نُجُومِهَا تُعْلِنُ لِاَهْلِ النُّهَى سَلْطَنَةً بِلاَ اِنْتِهَاءٍ.

﴿ اَفَلَـمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّـمَٓاءِ فَوْقَهَُـمْ كــَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيََّـنَّاهَا ﴾

ilâ âhir-i âyet

Bu âyetin bir nev'i tercümesi olan

ثُمَّ انْظُرْ اِلَى وَجْهِ السَّمَاءِ كَيْفَ تَرَى سُكُوتًا فِى سُكُونَةٍ tercümesidir. Yani âyet-i kerîme, nazar-ı dikkati, semânın zînetli ve güzel yüzüne çeviriyor. Tâ dikkat-i nazar ile, semânın yüzünde fevkalâde sükûnet içinde bir sükûtu görüp, bir Kadîr-i Mutlak’ın emir ve teshìriyle o vaziyeti aldığını anlasın. Yoksa eğer başıboş olsa idiler, birbiri içinde o dehşetli hadsiz ecrâm, o gayet büyük küreler ve gayet sür'atli hareketleriyle öyle bir velveleyi çıkarmak lâzım idi ki, kâinâtın kulağını sağır edecekti. Hem öyle bir zelzele-i herc ü merc içinde karışıklık olacaktı ki, kâinâtı dağıtacaktı. Yirmi câmus, birbiri içinde hareket etse ne kadar velveleli bir herc ü merce sebebiyet verdiği ma'lûm. Hâlbuki küre-i arzdan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş defa sür'atli hareket edenler, yıldızlar içerisinde var olduğunu kozmoğrafya söylüyor. İşte sükûnet içindeki sükût-u ecrâmdan, Sâni'-i Zülcelâl’in ve Kadîr-i Zülkemâl’in derece-i kudret ve teshìrini ve nücûmun O’na derece-i inkıyad ve itâatini anla.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.