#### Yedinci Bürhan
● YEDİNCİ BÜRHÂN:
Ey arkadaş gel! Şimdi bu cüz'iyâtı bırakıp saray şeklindeki bu acîb âlemin eczâlarının birbirine karşı olan vaziyetlerine dikkat edeceğiz. İşte bak: Bu âlemde o derece intizam ile küllî işler yapılıyor ve umumî inkılâblar oluyor ki âdeta bütün bu saraydaki mevcûd taşlar, topraklar, ağaçlar, herbir şey, birer fâil-i muhtar gibi bütün âlemin nizâmât-ı külliyesini gözetip, ona göre tevfik-i hareket ediyor. Birbirinden en uzak şeyler, birbirinin imdâdına koşuyor. İşte bak! Gâibden acîb bir kafile (Hâşiye-1) [^22] çıkıp geliyor. Merkebleri, ağaçlara, nebâtlara, dağlara benzerler. Başlarında birer tabla-i erzâk taşıyorlar. İşte bak! Bu tarafta bekleyen muhtelif hayvanatın erzâklarını getiriyorlar. Hem de bak! Bu kubbede o azîm elektrik lambası, (Hâşiye-2) [^23] onlara ışık verdiği gibi bütün taamlarını öyle güzel pişiriyor; yalnız pişirilecek taamlar, bir dest-i gaybî tarafından birer ipe takılıp (Hâşiye-3) [^24] ona karşı tutuluyor. Bu tarafa da bak! Bu bîçâre zaîf, nahîf, kuvvetsiz hayvancıklar, nasıl onların başı önünde, latîf gıdâ ile dolu iki tulumbacık (Hâşiye-4) [^25] takılmış, iki çeşme gibi; yalnız o kuvvetsiz mahlûk, onu ağzına yapıştırması kâfîdir.
[^22]:(Hâşiye-1) Umum hayvanatın erzâkını taşıyan nebâtât ve eşcâr kafileleridir.
[^23]:(Hâşiye-2) O azîm elektrik lambası, güneşe işârettir.
[^24]:(Hâşiye-3) İp ve ipe takılan taam ise ağacın ince dalları ve lezîz meyveleridir.
[^25]:(Hâşiye-4) İki tulumbacık ise vâlidelerin memelerine işârettir.
Elhâsıl: Bütün bu âlemin bütün eşyası, birbirine bakar gibi birbirine yardım eder. Birbirini görür gibi birbirine el ele verir. Birbirinin işini tekmîl için birbirine omuz omuza veriyor. Bel bele verip beraber çalışıyorlar. Herşeyi buna kıyâs et; ta'dâd ile bitmez... İşte bütün bu hâller, iki kere iki dört eder derecesinde kat'î gösterir ki; şu saray-ı acîbin ustasına, yani şu garîb âlemin sâhibine herşey musahhardır. Herşey onun hesabına çalışır. Herşey ona bir emirber nefer hükmündedir. Herşey onun kuvvetiyle döner. Herşey onun emriyle hareket eder. Herşey onun hikmetiyle tanzim olur. Herşey onun keremiyle muâvenet eder. Herşey onun merhametiyle başkasının imdâdına koşar, (yani koşturulur). Ey arkadaş! Haddin varsa buna karşı bir söz söyle!
#### Sekizinci Bürhan
● SEKİZİNCİ BÜRHÂN:
Gel, ey nefsim gibi kendini âkıl zanneden akılsız arkadaş! Şu saray-ı muhteşemin sâhibini tanımak istemiyorsun! Hâlbuki herşey, onu gösteriyor, ona işâret ediyor, ona şehâdet ediyor. Bütün bu şeylerin şehâdetini nasıl tekzîb ediyorsun? Öyle ise bu sarayı da inkâr et ve “âlem yok, memleket yok” de ve kendini de inkâr et, ortadan çık. Yâhut aklını başına al, beni dinle! İşte bak: Şu saray içinde bulunan ve memleketi
