İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 231 / 238
231

olur da gönüller fâtihi olmaz? Îmânlı gönüller, nasıl onun feyiz ve nuru ile dolmaz?

İktisadçılığı

İktisadçılığı:

İktisad, bundan evvel bahsettiğimiz “İstiğnâ”nın tefsir ve izâhından başka bir şey değildir. Zâten iktisad sarayına girebilmek için, evvelâ istiğnâ denilen kapıdan girmek lâzımdır. Bu sebeble iktisadla istiğnâ, lâzımla melzum kabîlindendir.

Üstad gibi; istiğnâ hususunda Peygamberleri kendine örnek kabûl eden bir mücâhidin iktisadçılığı, kendiliğinden husûle gelecek kadar tabîi bir haslet hâlini alır. Ve artık ona günde bir tas çorba, bir bardak su ve bir parça ekmek kâfî gelebilir... Zîra bu büyük insan, büyük ve munsıf Fransız şâiri Lamartin’in dediği gibi: “Yemek için yaşamıyor, belki yaşamak için yiyor.”

Üstad’ın meşreb ve mesleğini tamamen anladıktan sonra, artık onun yüksek iktisadçılığını, böyle yemek içmek gibi basit şeylerle mukayese etmeyi çok görüyorum. Zîra, bu büyük insanın yüksek iktisadçılığını manevî sahalarda tatbik etmek ve maddî olmayan ölçülerle ölçmek lâzım gelir.

Meselâ Üstad, bu yüksek iktisadçılık kudretini sırf yemek, içmek, giymek gibi basit şeylerle değil; bil'akis fikir, zihin, isti'dâd, kàbiliyet, vakit, zaman, nefis ve nefes gibi manevî ve mücerred kıymetlerin isrâf ve heder edilmemesi ile ölçen bir dâhîdir. Ve bütün ömrü boyunca bir karakter hâlinde takib ettiği bu titiz muhâsebe ve murâkabe usûlünü, bütün talebelerine de telkin etmiştir. Binâenaleyh bir Nur talebesine olur olmaz eseri okutturmak ve her sözü dinlettirmek kolay bir şey değildir. Zîra onun, gönlünün mihrâk noktasında yazılı olan şu “Dikkat!” kelimesi, en hassas bir kontrol vazifesi görmektedir.

İşte Bediüzzaman, kudretli bir ıslahatçı ve hàrikalar hàrikası bir pedagog – mürebbî – olduğunu, yetiştirdiği tertemiz nesille fiilen isbât etmiş ve iktisad tarihine nurdan pırıltılarla yazılan bir atlas sahife daha ilâve eden bir nâdire-i fıtrattır.

Tevâzu' ve Mahviyetkârlığı

Tevâzu' ve Mahviyetkârlığı:

Nur Risalelerinin bu kadar hàrikulâde bir şekilde cihana yayılmasında, bu iki hasletin çok faydası olmuş ve pek derin te'sirleri görülmüştür.

Çünkü Üstad, sohbet ve te'liflerinde kendine bir “Kutbu'l-Ârifîn” ve bir “Gavsü'l-Vâsılîn” süsü vermediği için, gönüller ona pek çabuk

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.