İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 95 / 238
95

وَحِكْمَةٍ مَعَ قَطْعِيَّةِ دَلاَلَةِ حَقِيقَةِ فَتْحِ جَمِيعِ صُوَرِهَا الْمَوْزُونَاتِ الْمُزَيَّنَاتِ الْمُتَبَايِنَةِ الْمُتَنَوِّعَةِ الْغَيْرِ الْمَحْدُودَةِ مِنْ نُوَاتَاتٍ وَحَبَّاتٍ مُتَمَاثِلَةٍ مُتَشَابِهَةٍ مَحْصُورَةٍ مَعْدُودَةٍ

denilmiş.

7. Mertebe: Hayvanat ve Tuyûr {7}

Sonra, seyahat-ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül-deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken; hayvanat ve tuyûr âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve mârifet-âşinâ olan fikrine açıldı. Yüzbin ayrı ayrı seslerle ve çeşit çeşit dillerle onu içeriye çağırdılar, “Buyurun” dediler. O da girdi ve gördü ki: Bütün hayvanat ve kuşların bütün nev'ileri ve tâifeleri ve milletleri, bil'ittifak, lisân-ı kàl ve lisân-ı hâlleriyle لَٓااِلٰهَاِلَّاهُوَ deyip, zemin yüzünü bir zikirhâne ve muazzam bir meclis-i tehlil sûretine çevirmişler; herbiri bizzat birer kaside-i Rabbânî, birer kelime-i Sübhânî ve mânidâr birer harf-i Rahmânî hükmünde Sâni'lerini tavsif edip hamd ü senâ ediyorlar vaziyetinde gördü. Güyâ o hayvanların ve kuşların duyguları ve kuvâları ve cihâzları ve a'zâları ve âletleri, manzûm ve mevzûn kelimelerdir ve muntazam ve mükemmel sözlerdir. Onlar, bunlarla Hallâk ve Rezzâklarına şükür ve vahdâniyetine şehâdet getirdiklerine kat'î delâlet eden üç muazzam ve muhît hakikatleri müşâhede etti.

Birincisi: Hiçbir cihetle serseri tesâdüfe ve kör kuvvete ve şuûrsuz tabiata havâlesi mümkün olmayan hiçten hakîmâne icâd ve san'at-perverâne ibdâ' ve ihtiyarkârâne ve alîmâne halk ve inşâ ve yirmi cihetle ilim ve hikmet ve irâdenin cilvesini gösteren rûhlandırmak ve ihyâ etmek hakikatidir ki; zîrûhlar adedince şâhidleri bulunan bir bürhân-ı bâhir olarak, Zât-ı Hayy-ı Kayyûm’un vücûb-u vücûduna ve sıfât-ı seb'asına ve vahdetine şehâdet eder.

İkincisi: O hadsiz masnû'lar birbirinden sîmâca fârikalı ve şekilce zînetli ve mikdarca mîzanlı ve sûretçe intizamlı bir tarzdaki temyizden, tezyînden, tasvirden öyle azametli ve kuvvetli bir hakikat görünür ki; Kàdir-i Külli Şey ve Âlim-i Külli Şey’den başka hiçbir şey, bu her cihetle binlerle hàrikaları ve hikmetleri gösteren ihâtalı fiile sâhib olamaz ve hiçbir imkân ve ihtimal yok.

Üçüncüsü: Birbirinin misli ve aynı veya az farklı ve birbirine benzeyen mahsur ve mahdûd yumurtalardan ve yumurtacıklardan ve nutfe denilen su katrelerinden o hadsiz hayvanların yüzbinler çeşit tarzlarda

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.