İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 62 / 238
62

haysiyetiyle, o Zât’ın (A.S.M.) şahsiyet-i maneviyesi olan Hakikat-i Muhammediye (A.S.M.) istikbâlde bir şecere-i tûbâ-i Cennet hükmünde olacağını Allâmü'l-Guyûb bilmiş ve görmüş, o makama göre Kur'ânında o azîm ehemmiyeti vermiş ve Fermânında Ona tebaiyeti ve Sünnet-i Seniyesine ittibâ' ile şefâatine mazhariyeti en ehemmiyetli bir mes'ele-i insaniye göstermiş ve o haşmetli şecere-i tûbânın bir çekirdeği olan şahsiyet-i beşeriyetini ve bidâyetteki vaziyet-i insaniyesini ara sıra nazara almasıdır.

İşte Kur'ânın tekrar edilen hakikatleri bu kıymette olduğundan, tekrârâtında kuvvetli ve geniş bir mu'cize-i maneviye bulunmasına fıtrat-ı selîme şehâdet eder. Meğer maddiyûnluk tâunuyla maraz-ı kalbe ve vicdân hastalığına mübtelâ ola!..

قَدْ يُنْكِرُ الْمَرْءُ ضَوْءَ الشَّمْسِ مِنْ رَمَدٍ ❀ وَيُنْكِرُ الْفَـمُ طَعْـمَ الْمَاءِ مِنْ سَقَـمٍ

kaidesine dâhil olur. ∗ ∗ ∗

Bu Onuncu Mes'eleye Bir Hâtime Olarak İki Hâşiye

BU ONUNCU MES'ELEYE BİR HÂTİME OLARAK İKİ HÂŞİYE

#### Birincisi

Birincisi: Bundan oniki sene evvel (∗) [^5] işittim ki; en dehşetli ve muannid bir zındık, Kur'âna karşı sû-i kasdını, tercümesiyle yapmağa başlamış ve demiş ki: “Kur'ân tercüme edilsin, tâ ne mal olduğu bilinsin.” Yani, lüzumsuz tekrârâtı herkes görsün ve tercümesi Onun yerinde okunsun diye dehşetli bir plân çevirmiş. Fakat, Risale-i Nurun cerhedilmez hüccetleri kat'î isbât etmiş ki; Kur'ânın hakîki tercümesi kàbil değil ve lisân-ı nahvî olan Lisân-ı Arabî yerinde Kur'ânın meziyetlerini ve nüktelerini başka lisân muhâfaza edemez ve herbir harfi, on adedden bine kadar sevâb veren kelimât-ı Kur'âniyenin mu'cizâne ve cem'iyetli tâbirlerinin yerini, beşerin âdi ve cüz'î tercümeleri tutamaz, Onun yerinde câmilerde okunmaz diye Risale-i Nur her tarafta intişarıyla o dehşetli plânı akîm bıraktı. Fakat, o zındıktan ders alan münâfıklar, yine şeytan hesabına Kur'ân güneşini üflemekle söndürmeğe ahmak çocuklar gibi ahmakàne ve divânecesine çalışmaları sebebiyle bana gayet sıkı ve sıkıcı ve sıkıntılı bir hâlette bu Onuncu Mes'ele yazdırıldı tahmin ediyorum. Başkalar ile görüşemediğim için hakikat-i hâli bilmiyorum.

[^5]:(∗) Bu risalenin te'lif inden.

#### Hâtimeden İkinci Hâşiye

Hâtimeden İkinci Hâşiye: Denizli hapsinden tahliyemizden sonra meşhûr Şehir Oteli’nin yüksek katında oturmuştum. Karşımda güzel bahçelerde kesretli kavak ağaçları birer halka-i zikir tarzında gayet latîf, tatlı bir sûrette hem kendileri, hem dalları, hem yaprakları havanın dokunmasıyla cezbedârâne ve câzibekârâne hareketle raksları, kardeşlerimin müfârakatlarından ve yalnız kaldığımdan hüzünlü ve gamlı kalbime ilişti. Birden güz ve kış mevsimi hâtıra geldi ve bana bir gaflet bastı. Ben o kemâl-i neş'e ile cilvelenen o nâzenîn kavaklara ve zîhayatlara o kadar acıdım ki, gözlerim yaş ile doldu. Kâinâtın süslü perdesi altındaki ademleri, firâkları ihtar ve ihsâsıyla kâinât dolusu firâkların, zevâllerin hüzünleri

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.