İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 143 / 238
143

pâdişahın hazineleri ve arkasındaki nokta-i istinâdı olan ordu, o kuvveti, o cihâzâtı taşıyor. Demek gördüğü işler, şâhâne olarak bir pâdişahın işi gibi ve gösterdiği eserler bir ordu eseri misillû hàrika olabilir.

Nasıl ki karınca, o memuriyet cihetiyle Fir'avun’un sarayını harâb ediyor. Sinek o intisab ile Nemrud’u gebertiyor. Ve o intisab ile, buğday tanesi gibi bir çam çekirdeği, koca çam ağacının bütün cihâzâtını yetiştiriyor. (Hâşiye) [^10] Eğer o intisab kesilse, o memuriyetten terhis edilse, yapacağı işlerin cihâzâtını ve kuvvetini belinde ve bileğinde taşımağa mecburdur. O vakit, o küçücük bileğindeki kuvvet mikdarınca ve belindeki cephane adedince iş görebilir. Evvelki vaziyette gayet kolaylıkla gördüğü işleri bu vaziyette ondan istenilse, elbette bileğinde bir ordu kuvvetini ve belinde bir pâdişahın cihâzât-ı harbiye fabrikasını yüklemek lâzım gelir ki, güldürmek için acîb hurâfeleri ve masalları hikâye eden maskaralar dahi bu hayâlden utanıyorlar!

[^10]:(Hâşiye) Evet, eğer o intisab olsa, o çekirdek, kader-i İlâhîden bir emir alır, o hàrika işlere mazhar olur. Eğer o intisab kesilse, o çekirdeğin hilkati, koca çam ağacının hilkatinden daha ziyâde cihâzât ve iktidar ve san'atı iktiza eder. Çünkü, dağdaki, Kudret eseri olan mücessem çam ağacının, bütün a'zâları ve cihâzâtıyla, o çekirdekteki Kader eseri olan manevî ağaçta mevcûd bulunması lâzım gelir. Çünkü o koca ağacın fabrikası, o çekirdektir. İçindeki kaderî ağaç, kudretle hàriçte tezâhür eder, cismânî çam ağacı olur.

Elhâsıl; Vâcibü'l-Vücûd’a her mevcûdu vermek, vücûb derecesinde bir sühûleti var. Ve tabiata icâd cihetinde vermek, imtina' derecesinde müşkül ve haric-i dâire-i akliyedir.

#### Üçüncü Muhal

Üçüncü Muhâl: Bu muhâli izâh edecek, bazı risalelerde beyân edilen iki misâl:

##### Birinci Misal

Birinci Misâl: Bütün âsâr-ı medeniyetle tekmîl ve tezyîn edilmiş, hàlî bir sahrâda kurulmuş, yapılmış bir saraya gayet vahşî bir adam girmiş. İçine bakmış, binler muntazam san'atlı eşyayı görmüş. Vahşetinden, ahmaklığından, “Hàriçten kimse müdâhale etmeyip, o saray içinde o eşyadan birisi o sarayı müştemilâtıyla beraber yapmıştır” diye taharrîye başlıyor. Hangi şeye bakıyor, o vahşetli aklı dahi kàbil görmüyor ki, o şey bunları yapsın.

Sonra, o sarayın teşkilât programını ve mevcûdât fihristesini ve idare kanunları içinde yazılı olan bir defteri görür. Çendan, elsiz ve gözsüz ve çekiçsiz olan o defter dahi, sâir içindeki şeyler gibi, hiçbir kàbiliyeti yoktur ki, o sarayı teşkil ve tezyîn etsin. Fakat muztar kalarak, bilmecbûriye, eşya-yı âhere nisbeten, kavânîn-i ilmiyenin bir ünvânı olmak cihetiyle,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.