İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 136 / 238
136

olmaz ve olmamalı” demekle, vücûd ve vahdâniyet-i İlâhiye bedâhet derecesinde olduğunu gösteriyor.

ŞU SIRRI İZÂHTAN EVVEL BİR İHTAR:

Bin üçyüz otuz sekizde Ankara’ya gittim. İslâm ordusunun Yunan’a galebesinden neş'e alan ehl-i îmânın kuvvetli efkârı içinde, gayet müdhiş bir zındıka fikri, içine girmek ve bozmak ve zehirlendirmek için dessâsâne çalıştığını gördüm. “Eyvâh!” dedim, “Bu ejderha îmânın erkânına ilişecek!” O vakit, şu âyet-i kerîme bedâhet derecesinde vücûd ve vahdâniyeti ifhâm ettiği cihetle, ondan istimdâd edip, o zındıkanın başını dağıtacak derecede Kur'ân-ı Hakîm’den alınan kuvvetli bir bürhânı, Arabî risalesinde yazdım. Ankara’da, Yeni Gün Matbaası’nda tab' ettirmiştim. Fakat maatteessüf Arabî bilen az ve ehemmiyetle bakanlar da nâdir olmakla beraber, gayet muhtasar ve mücmel bir sûrette o kuvvetli bürhân te'sirini göstermedi. Maatteessüf, o dinsizlik fikri hem inkişaf etti, hem kuvvet buldu. Bilmecbûriye, o bürhânı Türkçe olarak bir derece beyân edeceğim. O bürhânın bazı parçaları, bazı risalelerde tam izâh edildiğinden, burada icmâlen yazılacaktır. Sâir risalelerde inkısam etmiş olan müteaddid bürhânlar, bu bürhânda kısmen ittihâd ediyor, herbiri bunun bir cüz'ü hükmüne geçiyor.

Mukaddime

MUKADDİME

Ey insan! Bil ki, insanların ağzından çıkan ve dinsizliği işmâm eden dehşetli kelimeler var; ehl-i îmân bilmeyerek istimâl ediyorlar. Mühimlerinden üç tanesini beyân edeceğiz.

Birincisi: “Evcedethü'l-esbâb” yani, “Esbâb bu şeyi icâd ediyor.”

İkincisi: “Teşekkele binefsihî” yani, “Kendi kendine teşekkül ediyor, oluyor, bitiyor.”

Üçüncüsü: “İktezathu't-tabiat” yani, “Tabîidir, tabiat iktiza edip icâd ediyor.”

Evet, mâdem mevcûdât var ve inkâr edilmez. Hem, her mevcûd san'atlı ve hikmetli vücûda geliyor. Hem, mâdem kadîm değil, yeniden oluyor. Herhalde, ey mülhid, bu mevcûdu, meselâ bu hayvanı, ya diyeceksin ki, esbâb-ı âlem onu icâd ediyor, yani esbâbın ictimâ'ında o mevcûd vücûd buluyor; veyâhut o kendi kendine teşekkül ediyor; veyâhut tabiat muktezâsı olarak, tabiatın te'siriyle vücûda geliyor; veyâhut bir Kadîr-i Zülcelâl’in kudretiyle icâd edilir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.