ihâta eden yeknesak unsurlar, mâdenler var. (Hâşiye) [^26] Âdeta memleketten çıkan herşey, o maddelerden yapılıyor. Demek o maddeler kimin mülkü ise bütün ondan yapılan şeyler de onundur. Tarla kimin ise mahsulât da onundur. Deniz kimin ise içindekiler de onundur.
[^26]:(Hâşiye) Unsurlar, mâdenler ise pek çok muntazam vazifeleri bulunan ve İzn-i Rabbânî ile her muhtacın imdâdına koşan ve emr-i İlâhî ile herbir yere giren, medet veren ve hayatın levâzımatını yetiştiren ve zîhayatı emziren ve masnûât-ıİlâhiyenin nescine, nakşına menşe' ve müvellid ve beşik olan hava, su, ziyâ, toprak unsurlarına işârettir.
Hem bak, bu dokunan şeyler, bu nescolunan münakkaş kumaşlar, bir tek maddeden yapılıyor. O maddeyi getiren, ihzar eden ve ip hâline getiren, elbette bilbedâhe birdir. Çünkü o iş, iştirâk kabûl etmez. Öyle ise bütün nescolunan san'atlı şeyler, ona mahsûstur. Hem de bak, bu dokunan, yapılan şeylerin herbir cinsi bütün memleketin her tarafında bulunuyor; bütün ebnâ-yı cinsleriyle öyle intişar etmiş; beraber olarak birbiri içinde, bir tarzda, bir ânda yapılıyor, nescediliyor. Demek tek bir zâtın işidir, tek bir emirle hareket ediyor. Yoksa böyle bir ânda, bir tarzda, bir keyfiyette, bir hey'ette ittifak ve muvâfakat muhâldir. Öyle ise bu san'atlı şeylerin herbirisi, o gizli zâtın bir ilânnâmesi hükmünde onu gösteriyor.
Güyâ herbir çiçekli kumaş, herbir san'atlı makine, herbir tatlı lokma, o mu'ciz-nümâ zâtın birer sikkesi, birer hâtemi, birer nişanı, birer tuğrâsı hükmünde, lisân-ı hâl ile herbirisi der: “Ben kimin san'atıyım, bulunduğum sandıklar ve dükkânlar da onun mülküdür.”
Ve herbir nakış der: “Beni kim dokudu ise bulunduğum top da onun dokumasıdır.”
Herbir tatlı lokma der: “Beni kim yapıyor, pişiriyorsa bulunduğum kazan dahi onundur.”
Herbir makine der: “Beni kim yapmış ise memlekette intişar eden bütün emsâlimi de o yapıyor ve bütün memleketin her tarafında bizi yetiştiren odur. Demek memleketin mâliki de odur. Öyle ise bütün bu memlekete, bu saraya mâlik kim ise o bize mâlik olabilir.”
Meselâ, nasıl mîrîye mahsûs tek bir palaska veyâhut bir tek düğmeye mâlik olmak için onları yapan bütün fabrikalara mâlik olmak lâzımdır ki onlara hakîki mâlik olsun. Yoksa o boşboğaz başıbozuktan, “mîrî malıdır” diye elinden alınıp tecziye edilir.
Elhâsıl: Nasıl bu memleketin anâsırı, memlekete muhît birer maddedir, onların mâliki de bütün memlekete mâlik bir tek zât olabilir; öyle de, bütün memlekette intişar eden san'atlar, birbirine benzediği ve bir tek sikke izhâr ettikleri için bütün memleket yüzünde intişar eden masnû'lar, herbir şeye hükmeden tek bir zâtın san'atları olduğunu gösteriyorlar.
