İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 194 / 238
194

“Bu dar yerde ve karışık ve birbiri içinde yazılan bahar kitabından daha kolay olarak geniş bir yerde güzel ve lâyemût bir kitabı yazacağım ve size okutturacağım” diye, bütün fermânlarda o kitaptan bahsediyor; elbette ve herhalde o kitabın aslı yazılmış ve haşir ve neşir ile hâşiyeleri de yazılacak ve umumun defter-i a'mâlleri onda kaydedilecek.

Hem mâdem bu arz, kesret-i mahlûkat cihetiyle ve mütemâdiyen değişen yüzbinler çeşit çeşit envâ'-ı zevi'l-hayat ve zevi'l-ervâhın meskeni, menşe'i, fabrikası, meşheri, mahşeri olması haysiyetiyle bu kâinâtın kalbi, merkezi, hülâsası, neticesi, sebeb-i hilkati olarak gayet büyük öyle bir ehemmiyeti var ki; küçüklüğüyle beraber koca semâvâta karşı denk tutulmuş; semâvî fermânlarda dâima ﴾ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ  ﴿ deniliyor.

Ve mâdem, bu mâhiyetteki arzın her tarafına hükmeden ve ekser mahlûkatına tasarruf eden ve ekser zîhayat mevcûdâtını teshìr edip kendi etrafına toplattıran ve ekser masnûâtını kendi hevesâtının hendesesiyle ve ihtiyacâtının düsturlarıyla öyle güzelce tanzim ve teşhîr ve tezyîn ve çok antika nev'ilerini liste gibi birer yerlerde öyle toplayıp süslettirir ki, değil yalnız ins ve cin nazarlarını, belki semâvât ehlinin ve kâinâtın nazar-ı dikkatlerini ve takdirlerini ve kâinâtın sâhibinin nazar-ı istihsânını celbetmekle gayet büyük bir ehemmiyet ve kıymet alan ve bu haysiyetle bu kâinâtın hikmet-i hilkati ve büyük neticesi ve kıymetli meyvesi ve arzın halifesi olduğunu, fenleriyle, san'atlarıyla gösteren ve dünya cihetinde Sâni'-i âlem’in mu'cizeli san'atlarını gayet güzelce teşhîr ve tanzim ettiği için, isyan ve küfrüyle beraber dünyada bırakılan ve azâbı te'hir edilen ve bu hizmeti için imhâl edilip muvaffakıyet gören nev'-i Benî Âdem var.

Ve mâdem, bu mâhiyetteki nev'-i Benî Âdem, mîzâc ve hilkat itibariyle gayet zaîf ve âciz ve gayet acz ve fakrıyla beraber hadsiz ihtiyacâtı ve teellümâtı olduğu hâlde bütün bütün kuvvetinin ve ihtiyarının fevkınde olarak koca küre-i arzı, o nev'-i insana lüzumu bulunan her nev'i mâdenlere mahzen ve her nev'i taamlara anbar ve nev'-i insanın hoşuna gidecek her çeşit mallara bir dükkân sûretine getiren, gayet kuvvetli ve hikmetli ve şefkatli bir Mutasarrıf var ki, böyle nev'-i insana bakıyor, besliyor, istediğini veriyor.

Ve mâdem, bu hakikatteki bir Rab, hem insanı sever, hem kendini insana sevdirir, hem bâkîdir, hem bâkî âlemleri var, hem adâletle her işi görür ve hikmetle herşeyi yapıyor. Hem, bu kısa hayat-ı dünyeviyede ve bu kısacık ömr-ü beşerde ve bu muvakkat ve fânî zeminde o Hâkim-i Ezelî’nin haşmet-i saltanatı ve sermediyet-i hâkimiyeti yerleşemiyor. Ve nev'-i insanda vukû' bulan ve kâinâtın intizamına ve adâlet ve muvâzenelerine ve hüsn-ü cemâline münâfî ve muhâlif çok büyük zulümleri ve isyanları

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.