İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 193 / 238
193

aynelyakìn, ilmelyakìn sûretinde senin uhrevî rahmet hazinelerine, âlem-i bekàdaki ihsânatının definelerine ve dâr-ı saâdette tamamıyla zuhûr eden güzel isimlerinin hàrika güzel cilvelerine şehâdetleri hak ve hakikattir ve işâretleri doğru ve mutâbıktır ve beşâretleri sâdık ve vâkidir. Ve onlar, bütün hakikatlerin merci'i ve güneşi ve hâmîsi olan HAK isminin en büyük bir şuâı, bu hakikat-i ekber-i haşriye olduğunu îmân ederek senin emrin ile senin ibâdına hak dâiresinde ders veriyorlar ve ayn-ı hakikat olarak ta'lim ediyorlar.

Yâ Rab! Bunların ders ve ta'limlerinin hakkı ve hürmeti için bize ve Risale-i Nur talebelerine îmân-ı ekmel ve hüsn-ü hâtime ver. Ve bizleri onların şefâatlerine mazhar eyle, âmîn!..

Hem nasıl ki, Kur'ânın, belki bütün semâvî kitapların hakkâniyetini isbât eden umum deliller ve hüccetler ve Habîbullâh’ın, belki bütün enbiyânın nübüvvetlerini isbât eden umum mu'cizeler ve bürhânlar, dolayısıyla en büyük müddeâları olan âhiretin tahakkukuna delâlet ederler; aynen öyle de, Vâcibü'l-Vücûd’un vücûduna ve vahdetine şehâdet eden ekser deliller ve hüccetler, dolayısıyla rubûbiyetin ve ulûhiyetin en büyük medârı ve mazharı olan dâr-ı saâdetin ve âlem-i bekànın vücûduna, açılmasına şehâdet ederler. Çünkü, gelecek makàmâtta beyân ve isbât edileceği gibi, Zât-ı Vâcibü'l-Vücûd’un hem mevcûdiyeti, hem umum sıfatları, hem ekser isimleri, hem rubûbiyet, ulûhiyet, rahmet, inâyet, hikmet, adâlet gibi vasıfları, şe'nleri, lüzum derecesinde âhireti iktiza ve vücûb derecesinde bâkî bir âlemi istilzam ve zarûret derecesinde mükâfât ve mücâzât için haşri ve neşri isterler.

Evet, mâdem ezelî ve ebedî bir Allah var; elbette saltanat-ı ulûhiyetinin sermedî bir medârı olan âhiret vardır. Ve mâdem, bu kâinâtta ve zîhayatta gayet haşmetli ve hikmetli ve şefkatli bir rubûbiyet-i mutlaka var ve görünüyor; elbette o rubûbiyetin haşmetini sukùttan ve hikmetini abesiyetten ve şefkatini gadirden kurtaran ebedî bir dâr-ı saâdet bulunacak ve girilecek.

Hem mâdem, göz ile görünen bu hadsiz in'âmlar, ihsânlar, lütûflar, keremler, inâyetler, rahmetler, perde-i gayb arkasında bir Zât-ı Rahmân-ı Rahîm’in bulunduğunu sönmemiş akıllara, ölmemiş kalblere gösterir; elbette in'âmı istihzâdan ve ihsânı aldatmaktan ve inâyeti adâvetten ve rahmeti azâptan ve lütûf ve keremi ihanetten halâs eden ve ihsânı ihsân eden ve ni'meti ni'met eden bir âlem-i bâkîde bir hayat-ı bâkiye var ve olacaktır.

Hem mâdem, bahar faslında zeminin dar sahifesinde hatâsız yüz bin kitabı birbiri içinde yazan bir kalem-i kudret gözümüz önünde yorulmadan işliyor ve o kalem sâhibi yüzbin defa ahd ve va'detmiş ki:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.