İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 14 / 238
14

İkinci cemâat ve hey'et, ellerinde terbiyenâmeler ve helâl yemekler ve mübârek şerbetler var. Bize hediye veriyorlar ve bil'ittifak beraber, pek ciddi ve kat'î diyorlar ki:

“Eğer o evvelki hey'etin sizi tecrübe için verilen hediyelerini alsanız, yeseniz; bu gözümüz önündeki şu darağaçlarda başka gördükleriniz gibi asılacaksınız. Eğer bizim bu memleket Hâkiminin fermânıyla getirdiğimiz hediyeleri evvelkinin yerine kabûl edip ve terbiyenâmelerdeki duâları ve evrâdları okusanız, o asılmaktan kurtulacaksınız. O piyango dâiresinde ihsân-ı şâhâne olarak herbiriniz milyon altun biletini alacağınızı, görür gibi ve gündüz gibi inanınız. Eğer o haram ve şübheli ve zehirli tatlıları yeseniz, asılmağa gittiğiniz zamana kadar dahi o zehirin sancısını çekeceğinizi, bu fermânlar ve bizler müttefikan size kat'î haber veriyoruz” diyorlar.

İşte bu temsîl gibi, her vakit gördüğümüz ecel darağacının arkasında mukadderât-ı nev'-i beşer piyangosundan ehl-i îmân ve tâat için – hüsn-ü hâtime şartıyla – ebedî ve tükenmez bir hazinenin bileti çıkacağını; yüzde yüz ihtimal ile sefâhet ve haram ve i'tikàdsızlık ve fıskta devam edenler –tevbe etmemek şartıyla – ya i'dâm-ı ebedî (âhirete inanmayanlara) veya dâimî ve karanlık haps-i münferid (bekà-i rûha inanan ve sefâhette gidenlere) ve şekàvet-i ebediye i'lâm’ını alacaklarını yüzde doksandokuz ihtimal ile kat'î haber veren, başta ellerinde nişane-i tasdik olan hadsiz mu'cizeler bulunan yüzyirmidört bin peygamberler (Aleyhimüsselâm) ve onların verdikleri haberlerin izlerini ve – sinemada gibi – gölgelerini, keşf ile, zevk ile görüp tasdik ederek imza basan yüzyirmidört milyondan ziyâde evliyâlar (Kaddesallâhu esrârahüm) ve o iki kısım meşâhir-i insaniyenin haberlerini aklen kat'î bürhânlarla ve kuvvetli hüccetlerle – fikren ve mantıken– yakìnî bir sûrette isbât ederek tasdik edip imza basan milyarlar gelen geçen muhakkìkler (∗) [^1] , müçtehidler ve sıddıkînler; bil'icmâ, mütevâtiren nev'-i insanın güneşleri, kamerleri, yıldızları olan bu üç cemâat-i azîme ve bu üç tâife-i ehl-i hakikat ve beşerin kudsî kumandanları olan bu üç büyük ve àlî hey'etlerin fermânları ile verdikleri haberleri dinlemeyen ve saâdet-i ebediyeye giden, onların gösterdikleri yol olan Sırat-ı Müstakîmde gitmeyenler, yüzde doksan dokuz dehşetli tehlike ihtimalini nazara almayan ve bir tek muhbirin bir yolda “tehlike var” demesiyle o yolu bırakan, başka uzun yolda hareket eden bir adam, elbette ve elbette vaziyeti şudur ki:

[^1]:(∗) O muhakkìklerden tek birisi Risale-i Nurdur. Yirmi senedir en muannid feylesof -ları ve mütemerrid zındıkları susturan eczâları meydândadır. Herkes okuyabilir ve kim-se i'tirâz etmez...

İki yolun – hadsiz muhbirlerin kat'î ihbarları ile – en kısa ve kolayı ve yüzde yüz Cennet ve saâdet-i ebediyeyi kazandıranı bırakıp en dağdağalı

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.