İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 73 / 255
73 Münâfıklar Hakkında

► 08 ◄

﴿ وَمِنَ النَّـاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَـنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَاهُـمْ بِمُؤْمِنِينَ ﴾

Bu âyetin mâkabliyle vech-i nazmı:

Nasıl ki, bir hükümde iki müfredin iştirâki veya bir maksadda iki cümlenin ittihâdı atfı icâb ettirir. Kezâlik, bir hedefi, bir garazı takib eden iki kıssanın da atıfları belâğatın iktizasındandır. Binâenaleyh, on iki âyetin hülâsasını tazammun eden münâfıkların kıssası, kâfirler hakkında geçen iki âyetin meâline atfedilmiştir.

Evet vaktâ ki, en evvel Kur'ân’ın senâsıyla başlandı. Sonra mü'minlerin medhine intikal etti. Sonra kâfirlerin zemmine incirâr etti. Sonra, insanların kısımlarını ikmal etmek için, münâfıkların kıssası zikredildi.

S — Kâfirlerin zemmi hakkında yalnız iki âyetle iktifâ edilmiştir. On iki âyetin hülâsasıyla münâfıklar hakkında yapılan itnâb neye binâendir?

C — Münâfıklar hakkında itnâbı, yani tatvîli icâb ettiren birkaç nükte vardır:

Birincisi: Düşman mechûl olduğu zaman daha zararlı olur. Kandırıcı olursa daha habîs olur. Aldatıcı olursa, fesâdı daha şedîd olur. Dahilî olursa, zararı daha azîm olur. Çünkü; dahilî düşman kuvveti dağıtır, cesâreti azaltır. Haricî düşman ise, bil'akis, asabiyeti şiddetlendirir, salâbeti arttırır. Nifâkın cinayeti, İslâm üzerine pek büyüktür. Âlem-i İslâmı zelzeleye ma'rûz bırakan nifâktır. Bunun içindir ki, Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân, ehl-i nifâka fazlaca teşniât ve takbihatta bulunmuştur.

İkincisi: Münâfık olan, mü'minlerle ihtilât ede ede, yavaş yavaş ünsiyet kesb eder, îmânla ülfet peydâ eder. Gerek Kur'ân’dan, gerek mü'minlerden nifâkın kötülüğü hakkındaki sözleri işite işite pis hâletten nefret eder. En nihâyet, lisânından kelime-i tevhidin kalbine damlamasına zemin hazırlamak için itnâb yapılmıştır.

Üçüncüsü: İstihzâ, hud’a, ikiyüzlülük, hile, kizb, riyâ gibi kötü ahlâklar münâfıkta var. Kâfirde o derecede yoktur. Bu cihetten münâfıklar hakkında itnâb yapılmıştır.

Dördüncüsü: Alelekser münâfıklar, ehl-i kitaptan oldukları için, şeytânî bir zekâ sâhibleri olup, daha hilekâr, daha desîseci olurlar. İşte bu durumdaki münâfıklar hakkında itnâb, yani tatvîl-i kelâm, ayn-ı belâgattır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.