İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 241 / 255
241

Edward Gibbon

Müslümanlık, Tecessüd ve Teslîs Akîdesini Reddeder

İngiltere’nin en meşhûr ve en büyük müverrihlerinden Edward Gibbon (Edvord Gibın) “Roma İmparatorluğunun İnhitat ve Sukùtu” adlı eserinde şöyle diyor:

Ganj Nehri ile, Bahr-i Muhît-i Atlasî (Atlas Okyanusu) arasındaki memleketler; Kur'ânı, bir kanun-u esâsî ve teşriî hayatın rûhu olarak tanımışlardır. Kur'ânın nazarında, satvetli bir hükümdarla, zavallı bir fakir arasında fark yoktur. Kur'ân, bu gibi esâslar üzerinde öyle bir teşri' vücûda getirmiştir ki, dünyada bir nazîri yoktur.

Müslümanlığın esâsâtı; teslîsiyet ve Allah’ın tecessüdiyetini ve vahdet-i vücûd akîdesini reddetmektedir. Bu mutasavvifâne akîdeler üç kuvvetli ulûhiyetin mevcûdiyetini ve Mesih’in, Allah’ın oğlu –hâşâ!– olduğunu öğretmektedir. Fakat bu akîdeler, ancak müteassıb Hıristiyanları tatmin edebilir; hâlbuki Kur'ân, bu gibi karışıklıklardan, ibhamlardan âzâdedir.

Kur'ân, Allah’ın birliğine en kuvvetli delildir. Feylesofâne bir dimağa mâlik olan bir muvahhid, İslâmiyetin nokta-i nazarını kabûl etmekte hiç tereddüd etmez. Müslümanlık, belki bugünkü inkişaf-ı fikrimizin seviyesinden daha yüksek bir dindir.

Edward GIBBON ∗ ∗ ∗

Marmaduke Picktahall

Hàlık’ın Hukukuyla Mahlûkatın Hukukunu

En Mükemmel Sûrette

Ancak Müslümanlık Ta'rif Etmiştir

Kur'ânın telkin ve Hazret-i Muhammed’in (A.S.M.) tebliğ ettiği esâsâttan mükemmel bir ahlâk mecellesi vücûd bulur. Esâsât-ı Kur'âniyenin muhtelif memleketlerde insanlığa ettiği iyiliği ve ettikten sonra da Allah’a takarrüb etmek isteyen insanları Cenâb-ı Hakk’a rabtettiğini inkâr etmek mümkün değildir.

Hàlık’ın hukuku ile mahlûkun hukuku, ancak Müslümanlık tarafından mükemmel bir sûrette ta'rif olunmuştur. Bunu yalnız Müslümanlar değil, Hıristiyanlar da Mûsevîler de itiraf ediyorlar.

Marmaduke PICKTAHALL (Marmadük Piktol) ∗ ∗ ∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.