Nübüvvet Hakkında
Nübüvvet Hakkında
► 23-24 ◄
Mukaddime
﴿ وَاِنْ كُنْتُـمْ ف۪ي رَيْبٍ مِـمَّا نَـزَّلْنَـا عَلٰى عَبْـدِنَا فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِنْ مِثْلِـه۪ۖ وَادْعُوا شُهَدَٓاءَكُـمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُـمْ صَادِق۪ينَ ❀ فَاِنْ لَمْ تَفْـعَلُوا وَلَنْ تَفْـعَلُوا فَاتَّـقُوا النَّـارَ الَّت۪ي وَقُودُهَا النَّـاسُ وَالْحِجَارَةُۚ اُعِدَّتْ لِلْكــَافِر۪ينَ ﴾
Gayet kısa bir meâli; yani: “Abdimiz üzerine inzâl ettiğimiz Kur'ânda bir şübheniz varsa, Kur'ânın mislinden bir sûre yapınız; hem de, Allah’tan başka, işlerinizde kendilerine müracaat ettiğiniz şühedâ ve muînlerinizi de çağırınız, yardım etsinler. Eğer sözünüzde sâdık iseniz hepiniz beraber çalışınız, Kur'ânın mislinden bir sûre getiriniz. Eğer bir misil getiremediğiniz takdirde –zâten getiremezsiniz ya– öyle bir ateşten sakınınız ki; odunu, insanlar ile taşlardır.”
Mukaddime
Kitabın evvelinde beyân edildiği gibi Kur'ân-ı Kerîmin takib ettiği esâs maksad dörttür. Birinci maksadı olan “Tevhid”, evvelki âyetle beyân edilmiştir. Bu âyetle de, ikinci maksad olan “Nübüvvet” beyân ve izâh edilmiştir. Yalnız bir şey var ki, bu âyet, Nübüvvet-i Muhammediyenin (A.S.M.) isbâtı hakkındadır; nübüvvet-i mutlaka hakkında değildir. Hâlbuki maksad, mutlak nübüvvettir. Fakat küllî, cüz'îde dâhildir. Cüz'înin isbâtıyla küllî de isbât edilmiş olur. Bu âyet, Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın nübüvvetini, en büyük mu'cizesi olan i'câz-ı Kur'ândan bahisle isbât ediyor.
O Zâtın (A.S.M.) nübüvvetine dair delâil başka risalelerimizde beyân edilmiştir. Burada, yalnız bir kısmını hülâsaten “Yedi Mes'ele” zımnında beyân edeceğiz.
■ BİRİNCİ MES'ELE:
Enbiyâ-i sâlifînde nübüvvete medâr ve esâs tutulan noktalar ve onların ümmetleriyle olan muâmeleleri hakkında –yalnız zaman ve mekânın
