İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 146 / 255
146

te'siriyle bazı hususat müstesnâ olmak şartıyla– yapılacak tam bir teftiş ve kontrol neticesinde; Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’da daha ekmel, daha yükseği bulunmakta olduğu tahakkuk eder. Binâenaleyh, nübüvvet mertebesine nâil olanların hey'et-i mecmuası, mu'cizeleriyle vesâir ahvâlleriyle, lisân-ı hâl ve kal ile, nev'-i beşerin sinni, kemâle geldiğinde “Üstadü'l-Beşer” ünvânını taşıyan Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sıdk-ı nübüvvetine ilân-ı şehâdet etmişlerdir. O Hazret de (A.S.M.), bütün mu'cizeleriyle Sâni'in vücûd ve vahdetini, nurlu bir bürhân olarak âleme ilân etmiştir.

İKİNCİ MES'ELE:

O Zâtın (A.S.M.) evvel ve âhir bütün ahvâl ve harekâtı nazar-ı dikkatten geçirilirse, herbir hareketi, herbir hâli hàrikulâde değilse de onun sıdkına delâlet eder. Ezcümle: “Gâr” mes'elesinde, Ebû Bekiri's-Sıddık ile beraber halâs ve kurtuluş ümîdi tamamıyla kesildiği bir ânda لَا تَخَفْ اِنَّ اللهَ مَعَنَا Korkma, Allah bizimle beraberdir.” diye Ebû Bekiri's-Sıddık’a verdiği tesellî ve tavk-ı beşerin fevkınde bir ciddiyetle, bir metânetle, bir şecâatle, havfsız, tereddüdsüz gösterdiği vaziyet; elbette sıdkına ve nokta-i istinâdı olan Hàlık’ına i'timâd ettiğine güneş gibi bir bürhândır.

Kezâlik, saâdet-i dâreyn için te'sis ettiği esâslarda, isabet etmiş olduğu ve izhâr ettiği kavâidin, hakikatle muttasıl ve hakkâniyetle yapışık olduğu, bütün âlemce mazhar-ı kabûl ve tasdik olmuş ve olmaktadır.

İhtar: O Zâtın (A.S.M.) ahvâl ve harekâtı birer birer, yani tek tek onun sıdk ve hakkâniyetini gösterirse; hey'et-i mecmuası, onun sıdk-ı nübüvvetine öyle bir delil olur ki, şeytanları bile tasdike mecbur eder.

ÜÇÜNCÜ MES'ELE:

O Zâtın (A.S.M.) sıdk-ı nübüvvetini yazıp tasdik eden birkaç sahife vardır. Şimdi o sahifeleri okuyacağız.

Birinci sahife: O Hazretin zâtıdır. Fakat bu sahifeyi mütâlaadan evvel, “dört nükte”ye dikkat lâzımdır.

Birinci Nükte: لَيْسَ الْكَحَلُ كَالتَّكَحُّلِ Yani, fıtrî karagözlülük, sun'î (yapma) karagözlülük gibi değildir. Yani; yapma ve sun'î olan bir şey ne kadar güzel ve ne kadar kâmil olursa olsun, fıtrî ve tabîi olan şeylerin mertebesine yetişemez ve onun yerine kàim olamaz. Herhalde sun'îliğin yanlışlıkları, onun ahvâlinden, etvârından belli olacaktır.

İkinci Nükte: Ahlâk-ı àliyeyi ve yüksek huyları hakikate yapıştıran ve o ahlâkı dâima yaşattıran, ciddiyet ile sıdktır. Eğer sıdk kalkıp araya kizb

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.