İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 223 / 255
223 Halifelik Sırrı

► 30 ◄

﴿ وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَــةِ اِنّ۪ي جَـاعِـلٌ فِي الْاَرْـضِـ خَـل۪يفَـةًۜ قَالُٓوا اَتَجْـعَـلُ ف۪يـهَا مَنْ يُفْسِدُ ف۪يـهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَٓاءَۚ وَنَحْنُ نُسَـبِّحُ بِحَـمْدِكَ وَنُقَـدِّسُ لَكَۜ قَالَ اِنّي۪ٓ اَعْلَـمُ مَا لَاتَعْـلَمُوـنَـ ﴾

Yani: “Düşün o zamanı ki, Rabbin melâikeye hitâben: ‘Ben yerde bir halifeyi yaratacağım!’ dedi. Melâike de: ‘Yerde fesâd yapacak, kan dökecek kimseleri mi yaratacaksın! Hâlbuki biz, hamdinle seni tesbih ve takdis ediyoruz.’ dediler. Rabbin de: ‘Sizin bilmediğinizi ben biliyorum!’ diye onlara cevab verdi.”

Arkadaş! Melâikenin vücûdunu tasdik ve kabûl etmek, îmânın rükünlerinden biridir. Birkaç makamda bu rüknü isbât ve izâh edeceğiz.

Birinci Makam: Arzın, ecrâm-ı ulviyeye nisbeten pek küçük ve süflî olduğu hâlde canlı mahlûkatla dolu olduğunu görüp âlemin de nizâm ve intizamına dikkat eden insan, ecrâm-ı ulviyenin de, o yüksek burçlarında, hayatlı sâkinleri olduğuna kat'î bir şekilde hükmeder.

Evet, o burçlarda melâikenin vücûdunu kabûl etmeyen adamın meseli şöyle bir adamın meseline benzer: O adam, büyük bir şehre giderken, şehrin bir kenarında pek küçük bir binaya tesâdüf eder. Bakar ki insanlarla doludur. Ve arsalarına bakar ki, canlı mahlûkatla dolu. Ve gıdâlarına bakar ki, nebâtât, balık vesâire gibi hayat şartları yerindedir. Sonra bakar ki; pek uzakta milyonlarca apartmanlar, köşkler var. Aralarında, uzun uzun meydânlar, tenezzühgâhlar bulunur. Fakat, o küçük binadaki insanların hayat şartları, o büyük binalarda bulunmadığından; o yüksek, müzeyyen sarayları, sâkinlerden boş, hàlî olduğunu i'tikàd eder.

Melâikenin vücûdunu tasdik eden adamın meseli ise şöyle bir şahsın meseli gibidir: O adam, o küçük hânenin insanlar ile dolu olduğunu görür görmez, bilâ-tereddüd, o yüksek kasırların da hayat yeri ve onlarda da onlara münâsib sâkinler bulunduğuna hükmeder. Ve o yüksek kasırlara mahsûs ve münâsib hayat şartları vardır. Fakat oraların sâkinleri pek uzak olduklarından, görünmemeleri, yok olduklarına delâlet etmez.

Binâenaleyh, arzın zevi'l-hayatla dolu olmasından kat'iyyetle anlaşılıyor ki; bu geniş boşlukta durmakta olan semâlarda, yıldızlarda, burçlarda ve çok kısımlara münkasım ve müştemil semâvâtta, Şerîat’ın “melâike” ile tesmiye ettiği zîhayatlar mevcûddur.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.