İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 5 / 255

Tenbih

5

Tenbih

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

وَبِهِ نَسْتَعِينُ

Tenbih: İşârâtü'l-İ'câz Tefsiri; Eski Harb-i Umumînin birinci senesinde, cebhe-i harbde, me'hazsiz ve kitab mevcûd olmadığı hâlde te'lif edilmiştir. Harb zamanının zarûretinden başka, “Üç-Dört Sebeb”e binâen gayet muhtasar ve îcâzlı bir tarzda yazılmış; Fâtiha ve nısf-ı evvel, daha mücmel, daha muhtasar kalmıştır.

Evvelâ: O zaman, izâha müsâade etmiyordu. Eski Said, îcâzlı ve kısa tâbiratla ifâde-i merâm ediyordu.

Sâniyen: Gayet zekî olan kendi talebelerinin derece-i fehimlerini düşünüyordu; başkaların anlamalarını düşünmüyordu.

Sâlisen: Eski Said, en dakîk ve en ince olan nazm-ı Kur'ândaki îcâzlı olan i'câzı beyân ettiği için, kısa tâbirata mecbur olmuştur.

Râbian: Âyâtın nüktelerini, işâretlerini beyân ettiği için, kısa ve ince düşmüştür. Fakat şimdi ise, Yeni Said nazarıyla mütâlaa ettim; elhak, Eski Said’in bütün hatîâtıyla beraber, şu tefsirdeki tedkîkàt-ı àliyesi, onun bir şâheseridir. Yazıldığı vakit dâima şehîd olmaya hazırlandığı için, hàlis bir niyet ile ve belâğatın kanunlarına ve Ulûm-u Arabiyenin desâtiriyle tatbik ettiği için hiçbirini cerhedemedim. Belki Cenâb-ı Hak, o eseri ona keffâret-i zünûb yapacak ve bu tefsiri de tam anlayacak adamları yetiştirecek...

Eğer Birinci Harb-i Umumî gibi mâniler olmasaydı, tefsirin şu birinci cildi, i'câz vücûhundan olan i'câz-ı nazmîyi beyân ettiği gibi, diğer cüz'ler ve mektûblar da müteferrik hakàik-ı tefsiriyeyi içine alsaydı, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyâna güzel bir tefsir-i câmi' olurdu. Belki İnşâallâh, şu cüz'-ü tefsir ve altmışaltı aded, belki yüz otuz aded “Sözler” ve “Mektûbat” risaleleriyle beraber me'haz olursa, ileride bahtiyar bir hey'et öyle bir tefsir-i Kur'ânî yazsın, inşâallâh...

Said Nursî

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.