İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 249 / 255

Bir Müdafaa (Takriz)

249

Birkaç defa beraat kazanan Risale-i Nur'un bir kaç vilayette haksız müsaderesine dair, Nur'un yüksek bir talebesinin mahkemesindeki müdafaasından bir parçadır.

(Bu müdafaa, bir takriz olarak buraya ilhâkı münâsib görülerek derc edilmiştir.)

DİYARBAKIR SULH CEZA MAHKEMESİ YÜKSEK MAKAMINA:

Mahkeme-i âdilenizin huzuruna çıkmaktan fevkalâde memnunum.

Âdil mahkemeler; Kâinât Hàlık’ının HAK isminin, ÂDİL isminin ve daha çok esmâ-i İlâhiyenin tecellîgâhıdır. Hak nâmına hükmeden, Âdil-i Mutlak hesabına adâlet eden ve hakîki, İslâmî bir adâlet olan kürsî-i muallâ ne yüksektir, ne mübecceldir!.. Hak tanımaz mağrûr zâlimleri huzurunda serfürû ettiren, haksızları hakkı teslîme icbar eden âdil mahkemeler, en yüksek tebcile ve en àlî ihtirama sezâdırlar.

Zulüm ve gadr ile hukuku ihlâl edilmiş, haysiyet ve şerefi pâyimal edilmiş mazlumların, huzurunda ahz-ı mevki ile tazallum-u hâl eden bîçârelerin şu dünya-yı fânîde ihkàk-ı hak için mesned-i re'sleri, mahkemelerdir. Şu hâlde, ne şeref-bahş bir taht-ı àlîdir ki; mazlumlara melce' ve penâh, zâlimlere de hüsran ve tebah oluyor.

İnsanların ebrârını da, eşrârını da cem'eden huzur-u mehâkim, öyle korkulacak bir yer değildir. Belki muhabbete, hürmete lâyıktır.

Sultanlarla köleleri, asîlzâdelerle âhâd-ı nâsı müsâvî tutan şu makam, saltanattan da mübecceldir. Hususuyla, bütün âlem-i insaniyete devirlerin, asırların akışı boyunca adâlet dersini veren İslâm mahkemeleri; akvâm-ı sâirenin engizisyonlarına mukâbil, adâlet nurunu bîçâre beşerin kara sahifesine haşmetle aksettirmiştir. Adliye ve adâlet tarihimiz, bunun binlerle misâline şâhiddir.

Ezcümle; bu mübârek, adâletli mahkemenin huzurunda iftiharla arz etmek isterim ki; meşhûr İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme’sinde diyor ki: “İlk İstanbul kadısı (hâkimi) olan Hızır Bey Çelebi’nin huzurunda, Haşmetli Pâdişah Fâtih ile bir Rûm mimarı arasında şöyle bir muhâkeme cereyan eder:

Büyük bir âbidenin inşâsında kullanılacak iki mermer sütunu Fâtih, bir Rûm mimarına teslîm eder. Mimar da, Fâtih’in arzusunun hilâfına olarak, bu sütunları üçer arşın kesip kısaltır. Fâtih, cezaen, Rûm mimarının elini

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.