اِهْـدِنَا ile istenilen şeylerin ayrı ayrı ve müteaddid olması اِهْـدِنَا mânâsının da ayrı ayrı ve müteaddid olmasını icâb eder. Sanki اِهْـدِنَا dört masdardan müştâktır. Meselâ, bir mü'min hidayeti isterse, اِهْـدِنَا sebat ve devam mânâsını ifâde eder.
Zengin olan isterse, ziyâde mânâsını; fakir olan isterse, i'tâ mânâsını; zaîf olan isterse, iâne ve tevfik mânâsını ifâde eder.
Ve kezâ, “Herşeyi halk ve hidayet etmiştir.” mânâsında bulunan
وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ وَهَدَى hükmünce, zâhirî ve bâtınî duygular, âfâkî ve haricî deliller, enfüsî ve dâhilî bürhânlar, Peygamberlerin irsâliyle, kitapların inzâli gibi vâsıtalar itibariyle de hidayetin mânâsı taaddüd eder.
İhtar: En büyük hidayet, hicâbın kaldırılmasıyla hakkı hak, bâtılı bâtıl göstermektir.
اَللّٰهُمَّ اَرِنَا الْحَقَّ حَقًّا وَارْزُقْنَا اِتِّبَاعَهُ وَاَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَارْزُقْنَا اِجْتِنَابَهُ آمِينَ
► 6 ◄
﴾ اَلصِّرَاطَ الْمُسْتَـق۪يـمَ ﴿ Sırat-ı Müstakîm; şecâat, iffet, hikmetin mezcinden ve hülâsasından hâsıl olan adl ve adâlete işârettir. Şöyle ki:
Tağayyür, inkılâb ve felâketlere ma'rûz ve muhtaç şu insan bedeninde iskân edilen rûhun yaşayabilmesi için üç kuvvet ihdâs edilmiştir. Bu kuvvetlerin birincisi, menfaatleri celb ve cezb için kuvve-i şeheviye-i behîmiye...
İkincisi, zararlı şeyleri def' için kuvve-i sebuiye-i gadabiye...
Üçüncüsü, nef' ve zararı, iyi ve kötüyü birbirinden temyiz için kuvve-i akliye-i melekiyedir.
Lâkin, insandaki bu kuvvetlere Şerîatça bir had ve bir nihâyet ta'yin edilmiş ise de, fıtraten ta'yin edilmemiş olduğundan, bu kuvvetlerin herbirisi, “tefrit, vasat, ifrat” nâmıyla üç mertebeye ayrılırlar.
Meselâ: Kuvve-i şeheviyenin tefrit mertebesi, humuddur ki, ne helâle ve ne de harama şehveti, iştihâsı yoktur.
İfrat mertebesi, fücûrdur ki, nâmusları ve ırzları pâyimal etmek iştihâsında olur.
Vasat mertebesi ise, iffettir ki, helâline şehveti var, harama yoktur.
İhtar: Kuvve-i şeheviyenin; yemek, içmek, uyumak ve konuşmak gibi fürûâtında da bu üç mertebe mevcûddur.
Ve kezâ, kuvve-i gadabiyenin tefrit mertebesi, cebânettir ki korkulmayan şeylerden bile korkar.
