İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 26 / 255
26

Hattâ bir zâtın hakàik-ı hakîkiyesi yedi ise, hakàik-ı nisbiyesi yediyüzdür. Binâenaleyh kubuh ve şerde şer varsa da kalîldir.

Ma'lûmdur ki, şerr-i kalîl için hayr-ı kesîr terkedilmez. Terkedilirse, şerr-i kesîr olur. Zekât ve cihatta olduğu gibi.

Evet, اِنَّـمَا تُعْرَفُ الْاَشْيَاءُ بِاَضْدَادِهَا meşhûr kaziyeden maksad, bir şeyin zıddı, o şeyin hakàik-ı nisbiyesinin vücûd veya zuhûruna sebebdir. Meselâ kubuh olmasaydı ve hüsünlerin arasına girmeseydi, hüsnün gayr-ı mütenâhî olan mertebeleri tezâhür etmezdi.

S — اَنْعَمْتَ fiil, مَغْضُوبِ ism-i mef'ûl, ضَٓالّ۪ينَ ism-i fâil olarak zikirlerinde ve kezâ, üçüncü fırkanın sıfatını ve ikinci fırkanın sıfatına terettüb eden âkıbetini ve birinci fırkanın ünvân-ı sıfatını aynen zikretmekte ne gibi bir hikmet vardır?

C — “Ni'met” ünvânı, nefsin dâima meylettiği bir lezzet olduğundan ihtiyar edilmiştir. Fiil-i mâzi olarak zikrindeki sebeb, evvelce beyân edilmiştir.

İkinci fırka ise, kuvve-i gadabiyenin galebe ve tecâvüzüyle tecâvüz ederek ahkâmın terkiyle zulüm ve fıska düşmüşlerdir; Yahudîlerin temerrüdü gibi.

Zulüm ve fıskta hasîs ve hayırsız bir lezzet görüldüğünden, onlardan nefis teneffür etmez. Kur'ân-ı Kerîm, o zulmün âkıbeti olan gadab-ı İlâhîyi zikretmiştir ki, nefisleri, o zulüm ve fısktan tenfîr ettirsin.

İstimrar ve devam şe'ninde olan isimlerden ism-i mef'ûl olarak zikredilmesi ise, şer ve isyanların devam edip, tevbe ve af ile inkıtâ' etmedikleri takdirde kat'ileşeceğine ve silinmez bir damga şekline geçeceğine işârettir.

► 7 ◄

Üçüncü fırka ise, vehim ve hevâ-yı nefsin, akıl ve vicdânlarına galebesiyle, bâtıl bir i'tikàda tâbi olarak nifâka düşen bir kısım Nasâra’dır. Dalâlet, nefisleri tenfîr ve rûhları inciten bir elem olduğundan, Kur'ân-ı Kerîm, o fırkayı aynı o sıfatla zikretmiştir.

Ve ism-i fâil olarak zikrindeki sebeb ise; dalâletin dalâlet olması, devam etmesine mütevakkıf olup, inkıtâa uğradığı zaman affa dâhil olacağına işârettir.

Ey arkadaş! Bütün lezzetler îmânda olduğu gibi, bütün elemler de dalâlettedir. Bunun izâhı ise: Bir şahıs, Kudret-i Ezeliye tarafından, adem zulümâtından şu korkunç dünya sahrâsına atılırken gözünü açar, bakar. Bir lütûf beklediği zaman, birdenbire –düşmanlar gibi– hastalıklar, elemler, belâlar hücum etmeye başlarlar. Bir medet, bir yardım için müsterhimâne tabiata ve anâsıra baktığı vakit, kasâvet-i kalble, merhametsizlikle

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.