İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 211 / 255
211

Tetimme

Tetimme

Mezkûr âyetteki cümlelerin arasındaki

irtibatın hülâsasına bir zeyildir

Cenâb-ı Hak, vaktâ ki onların küfrünü, istifhâm ifâde eden كَيْفَ ile reddetti ve halkı da taaccübe dâvet etti ve ondan sonra gelen dört büyük inkılâbı gösteren dört cümle ile bürhân getirerek isbât etti; o inkılâbların herbirisi, çok tavırlara, vaziyetlere ve mertebelere şâmil olduğu gibi, kendinden sonra gelen inkılâbları hazırlayıcı birer mukaddime oldu.

Birinci inkılâba, ﴾ وَكُنْتُـمْ اَمْوَاتًا ﴿ cümlesiyle işâret edilmiştir.

Yani, bir insanın cesedini teşkil eden zerrelerin âlem-i zerrâtta geçirmiş olduğu vaziyetlerden son vaziyetine işârettir ki, فَاَحْيَاكُـمْ cümlesiyle işâret edilen ikinci inkılâba mukaddime olur.

Hakàik-ı kevniyenin en acîbi olan şu ikinci inkılâb da çok mertebelere, çok tavırlara şâmildir ki; son tavrı, vaziyeti ﴾ ثُـمَّ يُم۪يتُكُـمْ ﴿ cümlesiyle işâret edilen üçüncü inkılâba mukaddime olur.

Bu inkılâb dahi pek çok berzahî tavırlara şâmil olup, son vaziyeti ﴾ ثُـمَّ يُحْي۪يكُـمْ ﴿ cümlesiyle işâret edilen dördüncü inkılâbda tamamlanır.

Bu dördüncü inkılâb dahi, birçok kabrî ve haşrî vaziyetlere şâmil olup, en son vaziyeti ﴾ ثُـمَّ اِلَيْـهِ تُرْجَعُونَ ﴿ cümlesiyle hitâm bulur.

Demek bir zîhayatın cesedi, birinci inkılâbın birinci vaziyetinden başlamak üzere dâima teceddüd eder, tazelenir; yani bir libâstan, bir kıyafetten çıkar, daha güzel bir libâsa, bir kıyafete girer ve hâkezâ.. böylece saâdet-i ebediyeye mazhar oluncaya kadar devam eder. Binâenalâhâzâ bir zîhayatın şu müteselsil vaziyetlerine bakan bir adam, nasıl inkâra cesâret edebilir?

Şimdi mezkûr âyetteki cümlelerin hey'etlerinden bahsedeceğiz.

Birinci Cümle: ﴾ كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ ﴿ Bu cümle ile yapılan istifhâm, o kâfirlerin zihinlerini, gözlerini; yaptıkları kötülüğe, fenâlığa çevirtir. Tâ ki, bizzat şekàvetlerini görsünler; belki insafa gelip ikrar ederler.

تَكْفُرُونَ deki hitâb, Cenâb-ı Hakk’ın şiddet-i gadabına işârettir. Çünkü gaybetten hitâba yapılan iltifat; ya şiddet-i hiddete veya kesret-i muhabbete işârettir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.