inkılâb eder. Kalbde, o ulvî hüzünler yerine, ahbabın fıkdânıyla ebedî yetîmlikler, mâlikin ademiyle nihâyetsiz vahşetler ve sonsuz gurbetler hâsıl olur.
Bu sırra binâendir ki, Şerîatça bazı savtlar helâl, bazıları da haram kılınmıştır. Evet; ulvî hüzünleri, Rabbânî aşkları îrâs eden sesler, helâldir. Yetîmâne hüzünleri, nefsânî şehevâtı tahrîk eden sesler, haramdır. Şerîatın ta'yin etmediği kısım ise, senin rûhuna, vicdânına yaptığı te'sire göre hüküm alır.
﴾ وَعَلٰٓى اَبْصَارِهِـمْ غِشَاوَةٌ ﴿ Bu cümle ile rü'yete, yani göze ait büyük bir ni'met-i basariyenin küfür ile kaybolduğuna işâret edilmiştir. Zîra, gözün nuru, nur-u îmânla ışıklanırsa ve kavîleşirse, bütün kâinât gül ve reyhânlar ile müzeyyen bir Cennet şeklinde görünür. Gözün göz bebeği de, bal arısı gibi, bütün kâinât safhalarında menkûş gül ve çiçek gibi delillerinden, bürhânlarından alacağı ibret, fikret, ünsiyet gibi usâre ve şiralarından vicdânda o tatlı îmânlı balları yapacaktır.
Eğer o göz küfür zulmetiyle kör olursa; dünya, genişliğiyle beraber bir hapishâne şekline girer. Bütün hakàik-ı kevniye, nazarından gizlenir. Kâinât, ondan tevahhuş eder. Kalbi, ahzan ve ekdâr ile dolar.
﴾ وَلَهُـمْ عَـذَابٌ عَظ۪يـمٌ ﴿ cümlesiyle, küfür şeceresinin âhirete ait zakkum gibi semeresine işâret edilmiştir. ﴾ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿ kelimesi ise, inzar ile adem-i inzar arasındaki müsâvâta nassederek سَـوَٓاءٌ kelimesine te'kiddir. ——O——
► 07 ◄
Mukaddime
﴿ خَتَـمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِـمْ وَعَلٰى سَمْعِـهِـمْۜ وَعَلٰٓى اَبْصَـارِهِـمْ غِشَاوَةٌۘ وَلَهُـمْ عَـذَابٌ عَظ۪يـمٌ ﴾
Mukaddime
Bu âyetin üzerinde durmak icâb ediyor. Ehl-i İ'tizâl, Ehl-i Cebir, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemâat gibi ehl-i kelâmın şu âyet-i azîmenin altında yaptıkları muhârebe-i ilmiyelerini dinleyelim. Zîra, bu gibi fikrî harbler, ehl-i nazarı dikkate dâvet eder. Binâenaleyh, onların bu âyette takib ettikleri cihetleri kontrol lâzımdır.
